
"adyla" Arama Sonuçları

Yıllar bu şekilde geçip giderken sırat-ı müstakim olan yolumuzun üzerine hem küresel şeytanlar hem de yerel işbirlikçileri demokrat, liberal ve muhafazakâr müslüman adı altında revize edilmiş yeni bir tuzak kurdular. Müslümanların birçoğu sanki Kur’an’ı ve siyer-i nebiyi hiç okumamışlar gibi Lokman suresi otuz üçüncü ayete muhatap olmaktan kurtulamadılar. Yani aldatıcılar Allah’ın adını kullanarak müslümanları aldatmıştı.

Çünkü tüm Peygamberler; mevcut statükoyu red ile işe başladılar, hakimiyet ve otoritenin, tümüyle Allah’a ait bir hak olduğu gerçeğini daha ilk başta, ısrarla vurguladılar.

Sahabe dediğimiz Kur’an nesli, Muhammed (sav)’in yürüttüğü nebevî tebliğin akıbeti hakkında çıkar merkezli umutlara kapılmadılar. Onlar nasıl bir davaya adam olduklarını çok iyi biliyorlardı.

Hacı Taleh adlı bir siyasi məhkum Azərbaycanda günlərdir aclıq aksiyası edir. Bu aclıq aksiyasına səbəbsə polis bölmələrinin birində Allahın söyülməsidir. Bəli, müsəlmanlar üçün Allahın söyülməsindən daha aşağılayıcı hal yoxdur və ola da bilməz.

Eşcinsel despotizmi bu. Hiçbir ideoloji bu kadar pervasız olmadı. Çünkü hiçbir ideoloji çocuklara kendini bu kadar rahat bir biçimde dayatmadı. Hiçbir ideoloji bu kadar “rafine bilim” yapmadı. Pedagoglar, tıpçılar ve psikiyatrları harekete geçirmediler. Aileleri yok saymadılar. Eşcinsel despotizmi ve eş cinsel ideolojisi geniş bir network ile çalışıyor. Bilim adamları, dernekler, yayın kuruluşları, sosyal medya ve ticari kuruluşlar bu network içinde yer alıyor.

İşgal altındaki Doğu Kudüs’te birkaç yüz yahudi, 1967’de başlayan Doğu Kudüs’teki İsrail işgalinin 53. yılı dolayısıyla araçlarıyla konvoylar oluşturdu.

Bu noktada tercih bizimdir, ya bu Şeref’i mahşere taşırız. Ya da bir zamanlar, yine bu yolla tüm insanlığa üstün kılınmış olan, lakin sonradan aşağıların aşağısı olan İsrailoğulları gibi gerisin geriye döneriz. Böylesi bir halle hallenmekten alemlerin RAB’bı olan ALLAH’a sığınırız. Peki şerefli ve seçkin kalmak için ne yapmak gerek, ayete müracaat edelim inşallah.

Bugün aramızda yok mu? Ateşten yaratılanlar, insanları küçümseyen ve aşağılayanlar, hor görenler ve farklı farklı sınıflara ayıranlar. 1 TL'lik lik çay neden 50 TL'ye satılır, veya 1 TL'ye içebileceği çayı neden 50 TL verip içer insanlar düşündük mü?

Peygamber’e sövmek yasal olarak suç olduğu halde bunu yapanların serbest bırakıldığı, “Atatürk ilah değildir” demek yasal olarak suç olmadığı halde bu sözü söyleyenin tutuklandığı Türkiye’de, Ahmed Kalkan ve Mehmet Pamak, Edirne’de “Atatürk ilah değildir” dediği için tutuklanan Emine Şahin’e ideolojik yargı kararıyla yapılan zulmü kınayan ve konu hakkında bilgi veren bir açıklama yayınladılar.

Yaşlıya saygı, çocukların, gençlerin, toplumun ve toplumu yönetenlerin görevidir. Yaşlılar yalnızlığa, ilgisizliğe ve yokluğa terk edilmemelidir. Yaşlılar çile çekmemeli, köşe başlarında dilenmeye mahkûm edilmemeli, evlerde veya huzurevlerinde yalnızlığa terk edilmemeli, aç susuz bırakılmamalı, hastane köşelerinde bekletilmemeli, horlanmamalı ve aşağılanmamalıdır.

Ahmed Kalkan’la, Kur’an’da Rabbimizin Müslümanlara yüklediği temel bir yükümlülük olmakla birlikte, tarihsel süreçte unutulmaya terk edilen, öyle ki “İslam’ın şartları” arasında bile kedisine yer bulamayan emri bil maruf ve nehyi anil münker ilkesi üzerine konuştuk. Kalkan “Gayrı İslâmî düzene ve câhiliye kültürüne entegre olmayan Müslümanlar bile, çoğunluk itibarıyla emr-i bi’l ma’ruf ve nehy-i ani’l münker adlı can simidine sarılmadılar. Böylece zilleti ve mağlûbiyeti kabullenmiş oldular. Başta İslâm âlimleri, cemaat ve kanaat önderleri, yazarlar ve hatipler olmak üzere, Mü’min olan herkes, bildiği ve gücü yettiği oranda bu görevi yapması gerektiği halde, ciddi anlamda bunun yerine getirildiği iddia edilemez. Bu görev, şer odaklarının şerre davet ettikleri kadar bile yapılmıyor” tesbitinde bulunuyor.

Babaannem de, anneannem de "yüksek tahsilli" filan değillerdi, ama Allah'a hâlisane kulluk ve bunun gereği olarak eşe itaat ve sadakat ve de çocuklarını kreş ve dadılara mahkum etmeyip bizzat terbiye etmek gibi "yüksek faziletlere" sahiplerdi.

'...Örneğin, 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı sırasında, askeri başarıyı garantilemek için bütün ruhani güçler bizzat halife sultanın izniyle yardıma çağrılmıştı. Dervişler, Şumnu'da dokuz kez şehri tavaf edip dua ettiler ve düşman ordularının geçeceği yerleri 'hiyel-i metin-i takva' ile bağladılar. Sofya'da Aziz Bali'nin ruhani güçlerinden yararlanmak istediler ve hatta Osmanlı sarayında zikir törenleri yapılmaya başlandı. Tabii ki, tüm o hurafeler Osmanlı ordularını feci şekilde yenilmekten kurtaramadı ya da Rus ordularının adı geçen yerleri almasını ve İstanbul'a dayanmasını önleyemedi. Ancak ulema bildiğini okumaya devam etti ve bilmediğini de hurafeler yardımıyla uydurdu...'

İşgal askerleri, Filistin'in El Halil şehrinde yaşları 7 ile 15 arasında değişen onlarca çocuğu hiçbir gerekçe göstermeden tutukladılar. Siyonist işgal çetesi, 2017'nin başından bu yana 800 Filistinli çocuğu gözaltına aldı.

Kocaeli'nin Kartepe İlçesi'nde, bir belediyenin siparişi üzerine Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın 2 ton ağırlığında, 4 metre yüksekliğinde heykeli yapıldı.Ancak belediyenin heykeli almadığını belirten atölyenin sahibi heykeltıraş Nuh Açın, "Bir ilçe belediyesinin siparişi üzerine yaklaşık 1 aylık çalışma sonucu Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın heykelini yaptım. Daha sonra ne arayan, ne soran oldu. Cumhurbaşkanımızın heykelini almadılar. Bende heykeli atölyenin önünde sergilemeye başladım" dedi.

Ölüm Bir Son Değil; Başlangıçtır, Köprüdür. Ölümü, yok oluş, bitiş ve neticesiz olarak gören insan, hayatın mânâsından da uzaktır. Onun için hayat, tesadüfler oyuncağıdır, kabir karanlıklara açılan bir kapı, ecel bütün sevdiklerinden bir daha kavuşmamak üzere bir ayrılıştır. Bunun için âhirete inanmayan kimsenin ruhu acı ve ıstırap içindedir; dehşet ve vahşet içindedir, mânen kıvranmaktadır. Böyle bir insana hangi şey teselli verebilir? Cansız ve şuursuz cisimlerin bir zerresi bile kaybolmaz iken ve dağılan yıldızların atomlarından yeniden bir başka yıldız yaratılırken; büyük emânete tâlip, yeryüzünün efendisi/halîfesi insanın ölümden sonra bir avuç toprak olacağını düşünmek, insafsızlık olsa gerek. O, ölümünün ardından, sahip olduğu nimetlerden, yüklendiği emânetten hesaba çekilecek, mükâfat veya ceza için Cennet ya da Cehenneme gönderilecektir.

Sözel şiddete maruz kalan çocuk, demek ki ben yeteneksizin tekiyim, benden bir şey olmaz vb. düşüncelere kapılabilir. Çocuğun öz güveni ve medeni cesareti gelişmez. Kendisini ve meramını ifade etmekten aciz bir kişi olarak yetişir. Aşağılanan ve hakaret işiten çocuklarda aşağılık kompleksi oluşur.

BM Güvenlik Konseyi'nin bir diğer daimi üyesi Fransa'nın savaş uçakları da geçtiğimiz çarşamba günü Musul'da bir ilkokulu vurmuş. 28 çocuk ölmüş, duyulmadı tabii. Demek ki haber değeri bile yokmuş bu ölümlerin! Fransa'dan ise, tık yok. Sanki böyle bir olay vuku bulmamış. Oysa Fransızlar, kendi başkentlerinde sivil insanlara yönelik saldırıların acısını daha yeni yaşadılar. 28 çocuğun öldürülmesi birkaç internet sitesinde yer aldı sadece. Günlerdir takip ediyorum, hiçbir gazete de, hiçbir televizyon kanalında yer bulmadı. Yüzleri bile olmayan “28 çocuk” sadece rakamdan ibaret.

Günümüzde herkes maddeye yatırım yapıyor. İmkânların artırılması için çabalayıp duruyor, ama evlatlarının hayallerini konuşmayı unutuyor. Çocuğuyla oyun oynamanın, evin içinde koşturmanın, saklambaçla coşmanın, kendimizi hediye haline getirmenin inanılmaz etkisi gözden kaçırılıyor. M ile yaptığımız birkaç seans görüşmenin ardından ailesiyle de görüştük. Önce M’nin içinde hissettiği yalnızlık duygusuyla çalıştık, sonra ailesiyle arasında köprü olduk. Kuşaklararası iyi niyete rağmen devreye giren derin uçurumları kapattık. Birbirlerini dinlemeye ve duymaya başladılar. Böylece M’nin yalnızlık psikolojisi, ailenin oğullarının geleceğiyle ilgili kaygıları yatıştı.

Bugün Mısır memleketinde İslam’ın menfaatlarını müdafaa eden ne kadar hamiyetli kalem varsa hepsi Cemaleddin’in terbiyesi sayesinde yetişmiştir. Tevhid dünyasına binlerce muharrir el, binlerce mütefekkir dimağ hediye eden Cemaleddin Vehhabi olabilir mi? Merhumu ne Afganistan’da, ne Hindistan’da, ne Avrupa’da, ne Osmanlı toprağında rahat bırakmadılar, hiçbir yerde oturtmadılar. Cemaleddin Müslüman aleminde hakiki, sermedi (sürekli, uzun soluklu) bir uyanış başlatmak gayesine matuf olan çalışmasında kısıtlama yapsaydı, bu siyasetine azıcık fasıla verseydi, dünyanın her yerinde şerefiyle mütenasip bir debdebe içinde yaşayabilirdi.
Makaleler
Hava Durumu