
<.
"hlas" Arama Sonuçları

Abdulhamid Turgut hocamız bedenen zayıf, kişilik olarak nazik ve zarif birisiydi. Güler yüzlü, tatlı dilli, söz ve davranışları, giyim kuşamıyla kendisini görenlere sürur verir, dâveti ve sohbetiyle insanlara Allah'ı (cc) hatırlatırdı. İbadetlerindeki, özellikle de namazlarındaki ihlası ve hassasiyeti onu tanıyan herkesçe biliniyordu.

"Kitabın “Önsöz”ünde de belirtildiği üzere davetçinin davetini iliklerine kadar hissetmesi ve onu önce kendisinin kalbiyle ve kalıbıyla yaşaması gerektiği hususu hocanın ihlas ve samimiyete ne kadar önem verdiğini göstermektedir." Mustafa Gülali yazdı.

İhvan’ın güzide mensuplarının hayatlarında şunları görüyoruz: Sapasağlam bir iman ve ilahi aşk. İhlas yüklü kalplerin derinliklerinden doğan çetin bir davet mücadelesi ve adeta sahabe-i kiramdan örnekleri andıran yaşam kesitleri.

Cin ve insan şeytanlarının, Allah’ın ihlâslı kullarını hâkimiyetleri altına almaya güçleri yetmez. Bu sebeple, ihlâs sahibi kullardan da zaman zaman günaha meyledenler olsa bile, bunlar günahta ısrar etmek yerine büyük bir pişmanlıkla hemen tevbe edip Allah’a sığınırlar. Şeytanların güçleri, ancak kendilerine meyleden ve kendiliğinden şeytana uymaya yönelen azgınları etki altına almaya yeter. Dünyada olduğu gibi hesap günü de kendi aralarında dayanışma gösteren cin şeytanları ile müstekbir insan şeytanları, kandırdıkları zayıf ve güçsüz kesimlerin ise ahirette kendilerini suçlamalarına ve kendilerinden şikâyetçi olmalarına muhatap olacaklardır.

Kur’an ile her türlü şiddet önlenir. Öncelikle buna, şiddetten kurtulmak isteyenlerin inanmaları gerekir. İnanmak da yeterli değildir. İmanın etkili olması için yeteri ölçüde bilgi birikimi olmalıdır. İlim sahibi olmayanın dindarlığı eksik kalır. Çünkü “cahilin sofusu şeytanın maskarası olur. ” Şiddetten kurtulmak isteyenlerin imanlı, ilim ehli, ihlas ve sadakat sahibi olmaları gerekmektedir. Bunlarla beraber iyi niyet, güçlü irade ve kişilik gerekir.

Davamızın ağırlığını omuzlarımızda hissettiğimiz, “biz yok isek kimse yok” diyerek, o büyük mefkuremizin sorumluluğu altında ezilmemek için katmerli bir heyecan ve samimi bir coşkuyla mübarek devrimler planladığımız ihlaslı günlerdi..

Hz. İbrahim’ın Allah’a olan teslimiyeti, ihlâsı, tevhid mücadelesi, tefekkürü, cesareti, kararlılığı, sabırı, şükrü, tevekkülü, teblihi, putları kırması, hicreti, itaatı, adayışı, Kâbe ve Hac, kurban, misafirperverliği ve duâsı…

İlmi ve Kültürel Araştırmalar Vakfı-İLKAV’da Pazar günü Şeyho Duman “İhlas Suresi Bağlamında Tevhidi Duruş” konulu konferansını sundu.

İlmi ve Kültürel Araştırmalar Vakfı (İLKAV) 2014-2015 dönemi "Alternatif Eğitim Konferansları", Şeyho Duman'ın '' İhlas suresi bağlamında tevhidi duruş" konulu konferansıyla devam ediyor

“Benim bütün Müslüman gençlere nasihatim en başta İslam ahlakıyla ahlaklanmalarıdır. Doğruluk, güvenilirlik, ahde vefa, sevgi, kararlılık, çalışma ve üründe ihlas, Müslümanlarla yardımlaşmak ve onların dertleriyle dertlenmek de İslam ahlakının gereklerindendir. Allah yolunda cihad ve Allahu Teala’nın kelamının en yüce olması için başkalarıyla yardımlaşmakda İslam ahlakının gereklerinden biridir. Müslümanlara da ilme önem vermelerini tavsiye ediyorum. İlim gelecekte bizim düşmanımıza karşı zafer elde etmekte kullanacağımız silahımız olacak. Cehaletle zafer elde edemeyiz. Dini, dünyayı ve ahireti kuşatacak bir ilimle ancak zafer elde edebiliriz.”

Zaman gazetesi, 2001 yılında batan ve birçok mudisini mağdur eden İhlas Finans konusunda yayın yapmayı bugün aklına getirdi. Bugüne kadar İhlas Finans zulmüne karşı sessiz kalan Zaman, şimdilerde İhlas Holding medyası, Hükümet-Cemaat çatışmasında Hükümet'in yanında yer alınca bu zulmü hatırladı.

Ahmed Kalkan'ın katılımıyla gerçekleştirilen "Kavram Dersleri"nde bugün "İhlâs" kavramı ele alınacak.

Hurafecilik, israiliyyat sevicilik, İslam dışı hayali rivayetleri büyük bir ihlas görüntüsüyle benimseme, bütün bid’at ve hurafeleri büyük bir vecd ile benimseme tam bir inanç, iz’an ve fikir hastalığıdır. Bu hastalıklardan, Kur'an şifahanesinde, tam teşekküllü bir tedavi programına talip olmaksızın kurtulmak mümkün değildir. Allah’ın şerefli elçilerinden hiçbiri ve son elçi Muhammed (sav) Hızır gibi, Hıdırellez gibi hurafelere, mitolojilere asla inanmadılar, böyle bir dalaleti telaffuz etmediler.

"İktidarla sınanmak, sınavların en zorlularından biri. Ama kardeşlerinin kendisini içine attıkları ölüm kuyusundan Rabbine güvenip dayanarak kurtulan, kadınların yaman tuzağını yine Rabbine sığınarak alteden, sekiz yıllık çileli zindan hayatını sabırla tamamlayan Hz.Yûsuf Mısır’da en yetkili makama gelmesine rağmen asla istikametini şaşırmamış, ihlasını ve ihsanını yitirmemiş, değişmemiş, dönüşmemiş, hep “millet-i İbrahim” üzre yürümüş. Bir başka ifade ile, üzerine giydiği tevhîd gömleğini çıkarmamıştır."

Kurban adayıştır... Adayanlardan olmalıyız... İhlas ve takvayla adanmalıyız Rabbimize...
Makaleler
Hava Durumu