
"kmak" Arama Sonuçları

Bu noktada Ercümend Özkan’ın, modern cahiliyenin kavramları karşısındaki net duruşu öne çıkmaktadır. Mesela demokrasiyi “Hevaya uyma rejimi” olarak tanımlamıştır ki, bu tanıma 12’den vurmak desek yeridir.

Furkan gününün yeni adı Gazze’dir. Gazze’de ‘fark’ ortaya çıkmakta, her iyi ile her kötü birbirinden sabah aydınlığı gibi ayrışmaktadır.

Hele hele bu mağdurlar, çocuklar, yaşlılar ve kadınlar olunca, zaman durur ve artık lanet yasası devreye girer. Lanetliler ile hayat boyu ilişkiler ve tavırlarda sorumluluk yasası bağlayıcı olur. Lanetliler ile oturmak kalkmak ticari ilişkiler… Anlaşmalar yapmak haram olur, bunun ferdi olması ile uluslararası olması durumu değiştirmez.

Döğer: En baştan Allah’ı ve O’nun hayat nizamı olarak vazettiği dini yok sayan bir hayat tarzına karşı çıkmak, Müslümanlardan bir Müslüman olarak benim imana tekabül eden itirazımdır. Bu sebepten modern tasavvura, onun dayattığı yaşam tarzına, davranış kalıplarına itiraz ediyorum.

Asıl üzerinde durmamız gereken, Türkiye'deki ve İslam dünyasının diğer bölgelerindeki yöneticilerin, Kur'an'a yönelik bu tür saldırılar karşısında halkların tabir yerindeyse gazını almaya yönelik açıklamalarla Kur'an'a sahip çıkma görüntüsü verip meseleyi geçiştirmeleridir. Oysa Kur'an'a sahip çıkmak, onunla hükmetmek, onu hayatın her alanında egemen kılmaktır.

Kur’an-ı Kerim'i yakmak büyük bir cinayettir. Ancak hükümlerini uygulamamak, icra sahasından uzaklaştırmak, alternatif kanunlar ihdas etmek, rafa kaldırmak, camiye mahkum kılmak, vicdana hapsetmek ya da mahkeme salonlarından tart etmek daha büyük bir cinayettir.

Ramazan Yazçiçek: Çağın tanıkları olarak bizler çözüm keşfine çıkmak zorundayız. Var olan ancak şimdilerde kayıp olan Lâ İlâhe İllâllah hakîkatinin yeniden farkına varmak zorundayız. Bu keşif yeni değil, var olanı yeniden keşif olacaktır. Kök sorunu da kök cevabı da kendinde mahfuz Lâ İlâhe İllallah, insanlık için yegâne kurtuluş reçetesidir.

“Ey iman edenler! Siz kendinize bakın, siz doğru yolda olduğunuz takdirde, sapan kimse size zarar veremez…” (Mâide, 105) buyuruyor Rabbimiz. Şayet 28 Şubatla birlikte Müslümanlar arasında bazı zaaflar, olumsuzluklar ortaya çıktıysa, 28 Şubat bunun sebebi değil, ancak aynası olmuştur diye düşünüyorum.

İslâmî mücadelenin öncüleri tek tek fertlere ve topluma yönelik tebliğlerinde nasıl söz söyleyeceklerine dikkat etmek zorundadırlar. Söz ile amel arasındaki ilişkiyi de doğru kurmak elzemdir. Meselâ, pratik üretmeden proje üretmeye kalkmak, kitleler adına söz söyleyip aktif bir mücadele içinde bulunmamak “hariçten gazel okumak” anlamına gelecektir.

Dünya basınında bugün: ABD ve Avrupa, sömürgeci geçmişiyle yüzleşiyor...

Ramazan midelerin ve ruhların yıllık bakıma alınma ayıdır. Yıl boyunca tıka basa doldurduğumuz mideler bu ayda istirahat ediyor. Keza ramazan mideyi ve ruhu nadasa bırakmaktır. Orucun sağlığa faydalarını tıp alanındaki uzman kişiler yıllardır söylüyor.

Rusya’nın Sibirya bölgesindeki Omsk kentinde kışın hava sıcaklıkları -30 derecenin altına iniyor. Fakat bu kentte 3 bin 500 civarında evsiz de yaşıyor. Reuters ajansından Aleksey Malgavko, bölgeye giderek evsizlerin Sibirya’da kışın en soğuk günleriyle nasıl başa çıkmaya çalıştığını inceledi.

Beş yılda bir yapılan Din Şûrası sempozyumu şâşâ, gösteri, göze hitap etme, göz doldurma bakımından oldukça profesyonel görünmektedir. Her biri alanında uzman akademisyen ve başka vasıftaki kişilerden müteşekkil 350 kişinin beş ayrı komisyon halinde dört gün çalışma yapması göz doldurmaz mı? Lakin Şûranın bâtını zahirine acaba ne kadar uyumludur, bir de ona bakmak gerekir.

Hurafe ve hurafeciliği küçümsememek gerekir. İslam’la hurafeler bir arada bulunamaz. İslam’ın hak inancı tertemizdir, şirkin hiçbir tonuna geçit vermez. İslam’da Allah’ın şanı belli, insanın -rasûl de olsa- mevkii bellidir. Allah’ın eşi-benzeri, ortağı, vekili yoktur. Hesabı sadece Allah görecektir, hesap görürken hiç kimseden yardım (şefaat) talebinde bulunmayacaktır. Batıl inanışlara ve hurafelere sahip çıkmak, kişinin imanını ve İslamı’nı malül hale getirir.

Tabi kadın anlamadı ne dediğini. İyi ki anlamadı. Ben de cevap vermedim, sadece bakmakla yetindim. Bazen böyle oluyorum. Uzun uzun şunu düşündüm: "Yabancı" düşmanlığımız, kendimize olan yabancılaşmanın üzerini örtmüş!

Bakara 256-257. ayetler bağlamında, Fetullahçı Ekrem Dumanlı'nın "karanlıktan aydınlığa çıkmak için seçimlerde CHP ve müttefiklerinin desteklenmesi" çağrısının değerlendirilmesi.

Laik-Kemalist TC rejiminin kuruluşundan beri ülkede egemen olan, İslam’a, müslümana ve kontrol dışı müslümanlaşmaya düşman, baskıcı, yasakçı, asimilasyoncu ve darbeci zihniyet, süreklilik arz eden bir “28 Şubat” zihniyetidir. İşte bu zihniyetin hedefi; toplumdaki İslami uyanışta bir yükselme olduğunu gözlemledikleri her konjonktürde hemen müdahale edip yeni baskılar, yasaklar, zulümler yaparak ve emperyalizme eklemlenmiş sosyal mühendislik projeleri uygulayarak seküler Batı kültürüne dayalı resmi ideoloji ile Diyanetçe temsil edilen “statüko dini” çizgisinde toplumu yeniden hizaya sokmaktır. Rejimin hudutlarını çizdiği çerçeveyi aşan bir içerikle müslümanlaşmaya yönelen halkı “statüko dini” ve laik kemalist resmi ideoloji çizgisinde hizaya sokma amaçlı bu müdahalelerden birisi de 22 yıl önce alınan MGK kararları ekseninde 28 Şubat 1997’de yapıldı.

“Ey iman edenler! Siz kendinize bakın, siz doğru yolda olduğunuz takdirde, sapan kimse size zarar veremez…” (Mâide, 105) Şayet 28 Şubatla birlikte Müslümanlar arasında bazı zaaflar, olumsuzluklar ortaya çıktıysa, 28 Şubat bunun sebebi değil, ancak aynası olmuştur diye düşünüyorum.

Yılbaşı kutlamaları pagan roma toplumundan Hıristiyanlara geçmiş ve Hıristiyan dünya ile özdeşleşmiş bir Hıristiyan bayramıdır. Batı dünyası paganlara ait olan bu kutlamaları kendi tanrılarının doğum yıl dönümü ile birleştirerek kutlamaya başlamışlardır. Roma imparatorluğu Hıristiyanlığı tahrif ederek bünyesine aldığı zaman, kendi pagan inançlarından bir çok unsuru Hıristiyanlığın içerisine taşımıştır. Yılbaşı kutlamaları da Romanın Hıristiyanlığa taşıdığı uygulamalardan birisidir. Roma tanrılarının bayramı ile Hıristiyanların tanrılarının bayramı bu şekilde cem edilerek Hıristiyanlar tarafından kutlanmaya başlandı.

1965 yılındaki seçimler öncesi Türkiye'ye gelen BBC muhabirinin gözünden M.Kemal'in irtidat politikaları ve sonrasındaki gelişmeler. "Atatürk'ün ilke ve emirleriyle yıkmak istediği İslam, belli ki yıkılır gibi değil" tesbiti dikkat çekici.
Makaleler
Hava Durumu