
"nereye" Arama Sonuçları

Yıllar bu şekilde geçip giderken sırat-ı müstakim olan yolumuzun üzerine hem küresel şeytanlar hem de yerel işbirlikçileri demokrat, liberal ve muhafazakâr müslüman adı altında revize edilmiş yeni bir tuzak kurdular. Müslümanların birçoğu sanki Kur’an’ı ve siyer-i nebiyi hiç okumamışlar gibi Lokman suresi otuz üçüncü ayete muhatap olmaktan kurtulamadılar. Yani aldatıcılar Allah’ın adını kullanarak müslümanları aldatmıştı.

İran’da Mahsa Amini’nin ölümü ile başlayan ve rejim karşıtı gösterilere dönüşen eylemler nereye evrilecek? Uzmanlara göre İran gibi kilit bir ülkenin istikrarı bölgeyi ve Türkiye’yi de etkileme potansiyeline sahip. Bununla birlikte İran’ın bu tür protestolara alışkın olduğu, önemli bir petrol/gaz tedarikçisi olduğu ve Türkiye’nin Asya’ya açılan kapısı olduğu vurgusunda bulundular.

Ve şimdi, işte şimdi tam zamanı, salih amel olarak ne varsa onu yapmaya gayret edelim. Tekrar sesleniyorum, olanlar olmayanlarla paylaşsın. Evlerinde kiracıları olanlar var. Pek çok evleri olanlar var, binaları olanlar var, yığınla paraları olanlar var. Allah onlara vermiş ama ne için vermiş şimdi bunun muhasebesini yapsınlar. Ve Allah’ın bize verdikleri hiçbir şeyin sahibi değiliz dostlar. Ama hiçbir şeyin. Şimdi acı günler yaşıyoruz. Bunlardan ibret alalım.

Bir virüs çıktı uzaklardan koşup geldi "bu gidiş nereye " dedi... Allah'ın Kitab'ı kıyamete kadar elçi ,uyarıcı, yaşam yasası olarak kenarda, duvarlarda durdu veya şairin dediği gibi :

İktibas’ın 489’uncu sayısı “Gidiş nereye?” manşeti ile çıktı. Kavram bölümünde ise bu ay ‘İhsan’ konusu işleniyor.

Toplumsal olarak içimizde yaşayan Suriyeli mültecilerin bilmediğimiz yalnızlıkları, iyileştiremediğimiz veya iyileştirilmeye bekleyen hikâyeleri var. Dünya, çıkarı söz konusu olduğunda kendine göre kullandığı insan hakları safsatasını bu anneyle göz göze geldiğinde nereye koyacak? Savaşların, çatışmaların en büyük acısını yürekleri büyük kadınlar anneler taşıyor. Sanırım savaş annelerinin yalnızlığı hiçbir yalnızlığa benzemiyor, tıpkı 1992 Bosna Savaşı’nda benzer hikâyelere sahip annelerin ve kadınların yalnızlığı gibi.

Herkesin bir koşusu vardır: kimisinin koşusu paraya, kimisinin koşusu mala ve mülke, kimisinin koşusu kariyere, kimisinin koşusu kadına ve erkeğe kimisinin koşusu makama ve mevkiye, kimisinin koşusu ailesine, kimisinin koşusu da madalyaya uzanmak.

Kapitalist sistem bizleri bilinci körelmiş tüketim nesneleri haline getirdi. Bizler dizilere ve eğlence programlarına odaklı yaşayıp hoşça vakit geçirdiğimizi düşünürken, zihnimize gönderilen mesajlar, davranışlarımızı ve tüketim şeklimizi şekillendirmeye başladı. Giyim tarzımızı, yeme içme adabımızı, insanlarla ilişkilerimizi bize ekranlarda sunulan modele uydurarak sisteme entegre olmaya başladık

Tümüyle farklı bir dünya görüşüne sahip olduğu söylenen insanların evleri birbirine neden bu kadar benziyor? Dünyaya sunacakları farklı bir yaşam modeli yok mu? Sedirler, yer sofraları nereye gitti? Şöyle soralım: Muhafazakâr insanlar neyi muhafaza etti? Kentleşme konusunda olduğu gibi evlerimizde de kendimize özgü bir model arayışımız bulunmuyor.

Orucunu kaçırmayan, duasını ihmal etmeyen, kurban, Cuma namazı ve cenaze namazı gibi ritüelleri hiç aksatmadan yerine getiren ateistlerin bolca yaşadığı bir coğrafyadan bahsediyoruz.

Günümüz gençliğinin en önemli sorunu, yaratılış gayesinden habersiz olmalarıdır. Gençlik, bir nevi belirsizlik, arayış ve şekillenme dönemidir. Gençler arasında yaygın olarak kullanılan, “hızlı yaşa genç öl, cesedin yakışıklı olsun”, “atın ölümü arpadan olsun”, “gençliğini yaşayacaksın” gibi sözler, kural tanımazlıklarını meşrulaştırmaya yönelik olumsuz beyanlardır.

Seçim atmosferinde atılan nutuklar bağlamında, muhalefet adaylarının sarf ettiği “Suriyelileri geldikleri yere göndereceğiz!”, “Burası aşevi değil. Kapatırım kapıları, orda kalırsın!”, “Memlekette insanımız muhtaç durumdayken, Suriyelileri mi besleyeceğiz?” türünden cümleleri sıklıkla duyar olduk. Suriye’deki savaşın nasıl ve neden başladığı tartışmaları bir yana, bu cümleleri kuranların, Suriye’de olan-bitenden pek haberlerinin olmadığı ve hadiseleri bambaşka bir yerinden tuttukları anlaşılıyor.

471. sayısı ile okurlarına ulaşan dergide bu ay “Dünya Nereye Gidiyor ve Müslümanlar Ne Yapmalı?” soruları üzerinde duruluyor.

Kalem-Der’ın organize ettiği “Suriye Cihadı Nereye Gidiyor” konferansı yapıldı!

Kalem-Der olarak organize edilen aylık konferanslar serisi bu ay Suriye'de devam eden cihadı konu alıyor. Suriye Alimler Birliği Üyesi Eymen ŞABANİ'nin konuşmacı olarak katılacağı ''Suriye Cihadı Nereye Gidiyor'' konu başlağını taşıyan konferans 22 Kasım 2014 Cumartesi günü Saat: 20:00'da dernek binasında gerçekleştirilecektir. Bayan kardeşlerimizede yer ayrılan konferansa tüm müslümanlar davetlidir.

Bir derviş gibi alçakgönüllü, bir mücahid gibi heyecanlı ve Kur’a’nla aydınlığa ulaşacağımıza iman etmiş bir tebliğci idi. Bazen seni istikamete çağırdığını zannettiğin her ne varsa önyargı olur, engel olur; hamasetle put olur. Bunu bilemez, sezemezsin, çünkü bildiğin yalnız dine ait olduğunu sandığındır. Ercüment Özkan gibi insanlar sizi uyandırır, sarsar ve her nereye aitsen bir bilinç üzre olmaya davet eder.

Anadolu'nun ekonomik pastadan pay almaya başlamasının muhafazakar kesimde ne türden sonuçlar doğurduğunu görmek için sosyal araştırma yapmaya gerek yok. Gündelik hayatta insan davranışlarında, hayat tarzlarında gözlemlenen değişim bile sürecin nereye doğru evrildiğine dair yeterince fikir veriyor. Bayram vesilesiyle daha farklı mekan ve kesimlerle karşılaşınca ister istemez yeni muhafazakar sınıfın zıddına benzemeye başladığına, daha önce eleştirdiği davranış normlarını aynen benimsediğine bir kez daha tanık oldum.
Makaleler
Hava Durumu