
"rejimle" Arama Sonuçları

Çin’in Uygur Türklerine yönelik gayri insani politikalarında büyük veri, yapay zeka, kimlik tanıma ve elektronik gözetim teknolojilerini yaygın ölçüde kullanması; bilgi teknolojilerinin ve dijital kontrol araçlarının otoriter rejimler tarafından, kitleleri totaliter ideolojik amaçları doğrultusunda baskı altına alma, sindirme, kimliksizleştirme ve asimile etme aracı olarak nasıl kullanılabileceğini gösteren dramatik bir örnektir.

Rejim ellerini ovuşturuyor. İşlerini yürüten, değirmenine su götürenlerin muazzam sadakati ve hizmetleri onu daha da muhkemleştiriyor. Ona olan bağlılık en tepeden tabana yayıldıkça, İslami mücadelenin işi daha bir zorlaşıyor.

Amerika, İngiltere, Fransa, Almanya gibi ülkeler bütün güçleriyle bir avuç Hamas mücahidi üzerine abanmış bulunsalar da gerçekte İslam ile savaşmaktadırlar. Filistin’i çevrelemiş Arap rejimleri de batının hizmetkarlarıdır. Yaşadığımız, tam anlamıyla 2023 model bir haçlı seferidir.

Yusuf S. Kamadan, siyonist işgal rejiminin Filistin'in kültürel mirasına nasıl tecavüz ettiğini inceliyor. Bu inceleme, siyonist rejimle Kemalist rejim arasındaki bir benzerliği de ibretlik şekilde ortaya koyan bir içeriğe sahip.

al-Monitor internet sitesine röportaj veren İran eski cumhurbaşkanı Rafsancani’nin kızı Faize Rafsancani, “Bizim hatalarımız, siyonist işgal rejimi, ABD ve Şah rejimi de dahil olmak üzere, kötü olarak tanımladığımız tüm rejimlerin hatalarından daha fazla” dedi.

“İslam Topraklarında Otoriter Rejimler”de Türkiye, İran, Mısır, Fas, Tunus, Cezayir, kısmen Afganistan gibi İslam topraklarının geçirdikleri modernleş(tiril)me azapları işleniyor. Makus talihli toprakların hikayesi birbirine o kadar yakın ki, neredeyse birbirinin aynısı.

Fas’ın işgal rejimiyle resmi ilişkileri başlatmasının ertelenmesinde ülkedeki İslamî hareketin önemli rolü olmuştur. Ancak görüldüğü kadarıyla Trump’ın Arap dünyasındaki birtakım ihanet rejimlerinin, perde arkasında yürüttükleri ilişkileri perdenin önüne taşımalarını sağlama çabalarından elde ettiği sonuçlar şimdiki Fas kralı VI. Muhammed’i de cesaretlendirdi.

Filistin gruplar, Filistin yönetiminin işgalci İsrail yönetimiyle güvenlik iş birliğine yeniden başlayacağına ilişkin açıklamasını kabul etmediklerini duyurdu.

Filistinli gazeteci Muin Naim’le, BAE ve Bahreyn rejimlerinin ABD himayesinde siyonist işgal rejimiyle gerçekleştirdiği normalleşme anlaşmaları özelinde, Filistin meselesinin bugünü ve yarını üzerine bir söyleşi gerçekleştirdik. Söz konusu anlaşmaların stratejik hedefinin, bölgenin düşman eksenini değiştirmek olduğunu kaydeden Naim; “Şu anda bölgenin düşmanı İsrail’dir, ama bu anlaşma konseptine göre yeni düşman Türkiye ve İran’dır” ifadelerini kullanıyor.

Bugün İran Şia'yı, Suud-i Arabistan Selefiyye'yi, Türkiye de Sünniliği ulus-devlet çıkarları için araçsallaştıran rejimlerdir. Bu gerçeği bilip buna göre tavır takınmak, bugünün Müslümanları için hakkı hak bilip ona ittiba ve bâtılı bâtıl bilip bâtıldan ictinab için elzemdir.

Taha Kılınç, Yeni Şafak'taki bugünkü yazısında eski Türkiye ve Tunus'taki jakoben laikliğe karşı Fas ve Mısır örneğini anlatırken, isim vermeden yeni Türkiye'deki sistemi de özetlemiş oldu. "İslâm dünyasındaki laiklik tecrübesi sadece yasakçı, jakoben laiklik biçiminde tezahür etmedi. Tunus ve Türkiye örneklerinin aksine Fas ve Mısır’da da laik rejimler oluşturuldu. Ama “dinle barışık” bir laiklikti bu. İslâm görünürde mevcuttu, hayatın her alanında çeşitli tezahürleriyle arz-ı endam ediyordu; fakat bazı kritik alanlara din kesinlikle sokulmuyordu. İşin garibi, halkın geneli de zamanla bu duruma rıza olur hale gelmişti. Dinin, sosyal hayatın her alanında ayan-beyan görünürken, girmeye müsaade alamadığı yerler şunlardı: Dış politika, ekonomi ve devlet yönetimi" tesbiti yapan Kılınç'ın yazısını sistemiz okurlarının dikkatine sunuyoruz:

Rejimle birlikte yıllarca kuşatma altındaki bölgede katliamlara imza atan Moskova yönetiminin şaşırtan girişiminin altından, Esad’ı zor durumda bırakacak 30 günlük ateşkes tasarısını engelleme hamlesi çıktı.

Kur’an’da bu gerçek, apaçık belirtildiği halde, müslümanların yaşadığı ülkelerdeki rejimler, “din”i kendi kontrolleri altına almak, dinin emir ve yasaklarından kendilerini soyutlamak; devletin dinsiz olmadığını göstermek için “Diyânet” teşkilât kurdular. Bu kurum vâsıtasıyla halka belli konularda serbestlik verilirken, “hak din”in temel/asıl konularından haberdar edilmemesine özen gösterdiler.

Mavi Marmara'ya saldırıp 10 Müslümanı katleden siyonist katiller, TBMM 'de onaya sunulan meşum anlaşma ile açılan davalardan kurtulmuş olacak. "Türkiye Cumhuriyeti ile İsrail Devleti Arasında Tazminata İlişkin Usul Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı" TBMM Dışişleri Komisyonunda kabul edildi.

İslami hareketlerin sosyal alandaki faaliyetlerinin rejimler tarafından yasaklanmak istenmesi, bu hareketleri daha devrimci bir istikamete yönlendirebilir.

Daha önce 6 Kafkasyalı'nın Rusya tarafından organize edildiği düşünülen suikastlerle hayatını kaybettiği İstanbul'da bir Çeçen daha katledildi. Putin ve Kadirov rejimleri tarafından organize edilen bir suikast sonucu zehirlendiği düşünülen Kaim Saduev'in cenazesi bugün öğlen namazı sonrası Fatih Camii'nden kalkacak.

Direniş güçlerine karşı tavır ve tutumda işgal yönetimiyle Batılı ülkeler ortak bir noktada buluşuyor. Bütün bunlar bize Filistin topraklarının işgal edildiği ilk yılları hatırlattı. Filistin davasının başladığı tarihten bugüne kadar bu davanın yanında yer alan halkların aksine rejimlerin bu davaya karşı yaptıkları düşmanlıkları, işgal rejimine yaptıkları yardımları, bu rejimin Filistin topraklarında kök salmasında üstlendiği rolü bir kez daha gündeme getirdi.

2010 yılında Mavi Marmara baskınında 9 Türkiyeli Müslümanı katleden siyonist işgal rejimiyle Türkiye ilişkilerini normalleştirecek anlaşmanın 10 gün içinde imzalanacağı öne sürüldü.
Makaleler
Hava Durumu