
"samimi" Arama Sonuçları

Direniş bir varoluştur ve her daim samimi insanların eliyle var olacaktır. Şehadetin ne büyük bir nimet olduğunu onlar çok iyi biliyorlar. "Sizin dünya hayatını sevdiğinizden daha çok onlar ahireti seviyorlar" hakikatinin canlı şahitleridir.

Meydanlarda Filistin davası ile ilgili samimiyetlerinin sorgulanmasına köpürenler, “İsrail’le ticaret Filistin’e ihanet” yazılı sıradan bir pankartın ekranlara yansımasını hazmedemiyorlar. Peki karanlıklarda bile söylenmesinden korkulan bu hakikatin, mahşerde gün gibi ortaya çıkacağını da mı bilmiyorlar?

Müslümanlar, 'buyur Allah'ım buyur da emrini yerine getirelim' dedikleri halde, rablerine verdikleri sözü tutmuyorlar. Allahuekber nidalarıyla yeri göğü inlettiklerinde samimi değiller miydi ki, halen Allah'tan gayri her türlü tağut yeryüzüne egemen?

Samimiyetle söylüyorum ki eğer bize ‘‘İslami kuruluşlar’’ diye lanse edilen yapıların yöneticileri kendilerini kutsallıktan azade kılıp aradan çekilebilmeyi göze alıp da bu halden kurtulmaya azcık da olsa gayret etseler, bu topraklarda yaşayan Müslüman kardeşler çok daha rahat bir istişare ile “Tevhidde vahdet, vahdette uhuvvet, uhuvvette devleti oluşturabilirler.”

Müslümanlara yapılan "radikal" iftirası - Samimi Müslüman olmanın bedeli - Ercümend Özkan

Öncelikle samimi bir tevbe gereklidir. Tevbe: günahlarımızdan, isyan, yanlış ve suçlarımızdan pişman olup onları yapmaktan vazgeçip o yoldan doğruya, Allâh’a dönmemizdir. Hiçbir zaman murakabeden (kulun, sürekli biçimde Allah'ın gözetimi altında bulunduğunun şuur ve idrakinde olması) geri durmamalıyız.

Samimiyeti, fedakarlığı, ilmi ve duruşu ile "yaşayan bir sahabi" olarak tanımladığımız, örnek bir mü'min, istikamet üzere bir âlim olan Ahmed Kalkan hoca, bir süredir tedavi gördüğü hastanede vefat etti.

"Kitabın “Önsöz”ünde de belirtildiği üzere davetçinin davetini iliklerine kadar hissetmesi ve onu önce kendisinin kalbiyle ve kalıbıyla yaşaması gerektiği hususu hocanın ihlas ve samimiyete ne kadar önem verdiğini göstermektedir." Mustafa Gülali yazdı.

Ramazan ve oruçla yüzeysel ve formel boyutta kalmayan, özlü, derinlikli, kalbî boyutu ve tefekkürü, arınmayı öne çıkaran doğru bir ilişki kurabilmek için, Ramazan’a anlam ve değer kazandıran Kur’an’la samimi, ilkeli ve ciddi bir ilişki kurmak gerekir.

İslâm nizamındaki her tür ayrıntıya Âhiret hayatına iman açısından bakılabilir. Ahiret hayatının düşünceye bahşettiği güzellik, yücelik ve enginlik açısından, ahlâka verdiği üstünlük, arılık ve hoşgörü bakımından hak ve takva konusundaki sıkı tavsiyelerden ve insânî faaliyetlere bahşettiği samimiyet, güven ve düzenlilik zaviyesinden bakılabilir. İşte bütün bunlardan dolayı âhirete kesin bir şekilde inanılmadan İslâmî bir hayatın istikamet bulmasına imkân yoktur.

Nasihat sözcüğüyle ilgili olan nasuh; halislik ve sâfîlik anlamı taşıdığı gibi, söküğü dikmek, yırtığı yamamak suretiyle onarmak anlamlarına da gelir. Yani mübâlağa kalıbından olan nasuh, çok ıslah edici, hiçbir kir bırakmayıcı ve hiçbir gedik-yırtık bırakmayacak şekilde onarıcı demektir. Tevbe-i nasuh da, günahtan kalpte bir karaltı bırakmayacak şekilde hem kalbi temizleme hem de günahın kalpte açtığı yarayı tedavi etme, imanda meydana getirdiği açığı kapama olmaktadır.

Tüm ibadetlerimizi, bir üst bilinçten kaynaklanan ve birbirleriyle irtibatı kesilip kompartımanlara ayrılamayacak olan bir bütünlük içinde İslam davasının olmazsa olmazları nev’inden, kullun Mabuduna, ubudiyetin bir karşılığı olarak yönelişi tarzında, İslamî siyasetin doğal bileşenleri bilip bu bilinç içinde, samimiyetle ifa etmek zorunluluğumuz vardır.

Bir dinin en temeldeki görüşleri, kavramları, ilkeleri o dinin akidesi’ni oluşturur. Yani bu oluşmadan bir kimse o dinin samimi mensubu, inananı olmaz, olamaz…

Mehmet Pamak yazdı: Zina ve Eşcinselliğe Karşı Mücadeleye Çağıran Diyanet Başkanı ve Ona Destek Çıkan AKP İktidarı, Ne Kadar Samimi ve Tutarlıdır?

Kalem-Der'de bu hafta Cuma Vaazında Ahmet Turgut Ulucak; ''Haftanın aktüeli' başlığı ile güncel konuları gündem ederken, Asım Şensaltık ise; ''Peygambere İtaatte Samimi Misin?' adlı hutbe gerçekleştirdi.

Hac Suresi 77, 78. Ayetlerde ve Asr Suresinde Allah’a samimi bir teslimiyetle, tevhidî bir imanla bağlanmanın hemen ardından itaatin, inandığı Kitabın hükümlerini hayata hâkim kılıp yaşamanın gereği vurgulanıyor.

Davamızın ağırlığını omuzlarımızda hissettiğimiz, “biz yok isek kimse yok” diyerek, o büyük mefkuremizin sorumluluğu altında ezilmemek için katmerli bir heyecan ve samimi bir coşkuyla mübarek devrimler planladığımız ihlaslı günlerdi..

Allah’ın sıfatlarından biri Tevvâb olduğu gibi, kulun sıfatlarından biri de tâib (tevbe eden)dir. Bu iki isim ilahlık ve kulluğun ilişkisi halinde sürekli devrededir. Kur’an-ı Kerim bu ilişkinin sürekliliğini ısrarlı bir şekilde korumak istemektedir. İlahlığın yaratıcı faaliyetlerinden biri de tevbenin aralıksız işlemesi ve Allah’ın bağışlayıcılığını her an çalıştırmasıdır.

Muhammed İkbal verdiği konferansları,dersleri ve yazdığı şiirleri ile bir taraftan ümmeti tekrar ihya etmek için samimiyetle çalışırken diğer yandan Hint Müslümanlarını İngiltere’ye karşı mücadeleye teşvik ediyor ve Müslüman toplumun sahip olacağı bağımsız bir devletin temellerini atıyordu.

Şehid imam/öğretmen Hasan el-Benna, yarınların, yorgun olanların değil, rahatından vazgeçenlerin olacağını söyler. Hani nerede rahatlarını bozanlarımız? Nerede Hakk için, ebedî âlem için koşturan öğretmenlerimiz? Rahat yüzü nedir bilmeyen Hasan el-Benna, adam akıllı öğretmendi, Hocaydı ve mücadele halindeyken kırk üç yaşında Rabbine şehadetle gidiverdi. Hocalığın sanat olduğu konusuyla ilgili bir vakit küçük bir risale yayınlatan rahmetli Osman Öztürk Hoca, “Meslek çilelidir, korkma ve usanma! Öğrenci, Allah’ın emanetidir, titizlik göster. Emeğine acıma; samimiyetle yapılan hiçbir hizmet karşılıksız kalmaz. Kimseden karşılık ve vefa bekleme; sabırlı ol, vadeli mükâfat, hesaba sığmayacak kadar çok olacaktır.” türünden nice öğütler veriyordu meslektaşlarına.
Makaleler
Hava Durumu