
"yapm" Arama Sonuçları

Şunu bilmeliyiz ki, bugün iftar sofrası adı altında donatılmakta olan ziyafet sofraları dünya süsüne talip olmaya karşılık gelmektedir. Kitab-ı Kerim’in bizden istediği ise; Allah'ı, Rasulü'nü ve âhiret yurdunu istemek, tercihlerimizi bu yönde yapmaktır.

Tarihselcilik konusunda uzman isimlerden Prof. Dr. Şevket Kotan, “Hasan Basri, Kader Risalesi ve Kur’ancılık” başlıklı bir konuşma yapmak üzere 18 Ocak Cumartesi günü saat 14.00’te İktibas Dergisi’ne konuk olacak inşallah.

İşgalci Suudi hanedanının Kâbe maketine saygısızlık etmesinin, İsrail askerinin Gazze’de (daha önce ABD askerlerinin Irak’ta) Kur’an üzerine bevletmelerinden hiçbir farkı bulunmamaktadır. “Hatta Suudilerinki daha da büyük…” de demiyorum çünkü Suudi yönetimindeki zevatla İsrail yönetimindekiler arasında kayda değer bir fark görmemekteyim.

Kurban, seküler-dünyevi, nefsi ve şeytani ayartmalara karşı bir başkaldırıdır. Siyasi, iktisadi, hukuki ve içtimai olarak, her hususta belirleyici olan Allah’ın tarafına rücu etmektir. Nefsin tamah ettiklerinden uzaklaşıp, Allah’ın yap-yapma dediklerine yönelmektir.

Herhangi bir ülkenin rejimi İslam’a göre kurulmamışsa, bilakis rejim İslam’ı tanımama esasına göre düzenlenmişse, o ülkeyi yöneten insanların ferdî olarak inançlı, namazlı-niyazlı olmaları onları müminlerin ûlu’l-emri yapmaz.

Şimdilerde Gazze’de yaşananlar, toplumda yazarlığı veya hatipliği ile bilinen ve iktidara geçmişte çokça destek veren birçok ismin şaşırma taklidi yapmasına veya beklenti yönetiminde kötü sınavlar vermesine neden oluyor… Önemli olan, sistemin tenceresinde kaynamadan çok önceleri bunu fark edebilmek ve hatta mümkünse o tencereye hiç girmemektir.

“Av tüfeğinin çeşitli aksam ve parçalarına” dair ticaret ise hâlâ taşmayan bardağın son damlalarından oldu. Malezya gibi ülkelerin limanlarına girişini yasakladığı İsrail bayraklı gemiler, Ekim ayından Aralık ayı sonuna kadar 86 kez Türk limanlarına giriş yaptı ve yapmaya devam ediyor.

Güney Afrika Cumhuriyeti’nin siyonazi çetesi aleyhine Uluslararası Adalet Divanı’nda (UAD) açtığı “soykırım” davası bugün başlıyor. 2 gün sürecek duruşmalarda Güney Afrika’nın ihtiyati tedbir talebi ele alınacak. Tedbir kararı, dava yıllar sürebileceği için “İsrail’i soykırım yapmamaya ve soykırımın faillerini cezalandırmaya zorlamak” için acil bir önlem olarak görülüyor. Lahey’de bugün Güney Afrika’nın avukatları, yarın da İsrail’in avukatları sunum yapacak.

Hele hele bu mağdurlar, çocuklar, yaşlılar ve kadınlar olunca, zaman durur ve artık lanet yasası devreye girer. Lanetliler ile hayat boyu ilişkiler ve tavırlarda sorumluluk yasası bağlayıcı olur. Lanetliler ile oturmak kalkmak ticari ilişkiler… Anlaşmalar yapmak haram olur, bunun ferdi olması ile uluslararası olması durumu değiştirmez.

“Siyonizm ve Kudüs” başlıklı bir konuşma yapmak üzere Prof. Dr. Şinasi Gündüz, inşallah 18 Kasım’da İktibas Dergisi’ne konuk olacak.

Şapkayı önümüze koyup gerçekten bir muhasebe yapmak şarttır. Cumhuriyet tarihinden bu yana bu toplumda kendilerini İslâm’a nispet eden sözüm ona Müslümanlar kadına hiç bir şey veremedi. Toplumu yetiştiren kadınlar cahil bırakıldı, yetmedi bir de Allah’ın verdiği haklar, fetvalarla elinden alındı.

İşte “medyanın gücü” ile “gücün medyası”nın ayrılış noktası tam da burasıdır. Bu iki tanımı yapmakla, “sözün gücü” ile “gücün sözü” arasındaki akidevi, ahlaki, ontolojik farktan söz etmekteyiz.

Bir de, demokrasi kötüdür, laiklik şöyle şöyle din dışıdır vb. demek aslında bir şey demek değildir. Esas belirleyici olan, “demokrasi kötüdür”den sonra kuracağımız cümledir. Devamında “İslam iyidir” cümlesini kurarsak, yerde ve gökte, âfakta ve enfüste, ezelde ve ebette en büyük doğruyu söylemiş olacağız. Platon’dan bu yana pek çok demokrat da demokrasiyi eleştirmektedir. Demokrasi için “yetmez ama evet” diyenler azımsanmayacak kadardır ama bu insanlar seçimlerini Allah ve Rasûlden/Rasûllerden yana yapmadıkları müddetçe, bir şey demiş sayılmazlar.

Kısacası, cahiliye döneminde Hicaz bölgesinde ciddi oranda bir "mülteci" kitlesi vardı, fakat "mülteci sorunu" yoktu. O insanalr, mülteci olarak kendiklerine sığınanlara düşmanlık değil,i ev sahipliği yapmışlardı. Tabi bu durum, İslam döneminde daha da yaygın ve örnek bir hale geldi.

Siyonist işgal rejiminin abluka altında tuttuğu Gazze Şeridi’ne düzenlediği son saldırılarda yıktığı evler nedeniyle 459 ailenin evsiz kaldığı belirtildi. Saldırılarında sivil-asker ayrımı yapmayan İsrail, 6’sı çocuk 33 Filistinliyi katletmişti.

Dua eden ne isteyeceğini bilmeli, kimden isteyeceğini çok iyi anlamalı Allah'tan istemeli ve pazarlık yapmamalı. Beni şunla bunla imtihan etme demek doğru değildir! "Deki; Rabbim hakkımda hayırlısı neyse onu nasip et." İmtihanımı kolay eyle, dayanma ve sabır gücünü ver diye dua etmeli.

Müslümanlar açıklıkla insanları Allah’ın dinine çağırır, İslam’dan başka hiçbir düzen, sistem, ideoloji ve yaşama biçiminin yeryüzüne hayır, bereket, kardeşlik, saygı ve sevgi getiremeyeceğini, avazları çıktığı kadar söyleyebilirlerse, o zaman bir şahitlikten bahsedilebilir. Yoksa mevcut siyasi partilerden birine eklemlenip, rejimin ‘güvenlikli’ mekanlarını siper edinerek, sisteme göz kırpan aktivitelerle şahitlik yapmak pek sahici görünmemektedir.

Evet, hak asıl bâtıl arızidir. Âlemlerin Rabbi’ne itaat, emirlerine ittiba asıl, tuğyan arızidir. Namazın ikamesi asıl, namazsızlık arızidir. İffet asıl, iffetsizlik arızidir. Tesettür asıl, tesettürsüzlük arizidir. İnsanların asıldan ziyade arızi olana rağbet etmeleri, asıl olanı arızi, arızi olanı asıl yapmaz.

İman edenlerde bulunan bu vasıf ‘’zekât/arınma ve arıtma” faaliyetlerinde bulunmak özelliğidir. Üzerlerine düşeni yapma sorumluluğu taşırlar ve yaparlar anlamında bir yükümlülüktür bu.

“Dünya Müslüman Alimler Birliği”, işgal rejiminin aşırı sağcı Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir’in Mescid-i Aksa baskınını kınayarak, tüm Müslümanlardan buranın korunması için harekete geçmesi istedi. Birlik, bunun nasıl olacağına ilişkin bir açıklama yapmadı.
Makaleler
Hava Durumu