
"Meselesi" Arama Sonuçları

Hedefe vasıl olduğumuzda oradaki muhabbet ve fikri diyalog sırf bilgilenme, bilgi yükleme, tek taraflı dikteden ziyade göz göze, nefes nefese, ‘ru be ru’ görüşmelerin önemini ve yerini bir kez daha yakinen müşahede etmemize vesile oldu. ‘Bilgi ve görgü’ meselesi iç içe…

"Aksa Tufanı'nı neden yaptık" başlığını taşıyan 16 sayfalık raporda, 7 Ekim'de neler yaşandığı, operasyonun neden yapıldığı ve Filistin meselesiyle bağlantısının ne olduğuna yer verildi.

Kısacası, cahiliye döneminde Hicaz bölgesinde ciddi oranda bir "mülteci" kitlesi vardı, fakat "mülteci sorunu" yoktu. O insanalr, mülteci olarak kendiklerine sığınanlara düşmanlık değil,i ev sahipliği yapmışlardı. Tabi bu durum, İslam döneminde daha da yaygın ve örnek bir hale geldi.

Leylak'ın bu geri dönüşü olmayan uçuşu, aklıma "özgür birey", "özgür kız" olmak için yuvalarından "uçan", aile bağlarından koparılan genç kızları getirdi aklıma. "Özgür birey" olma hevesiyle çıktıkları yolda şehvetperestlerin şehvet sofralarına meze olmalarını, otel odalarından atılıp katledilmeleri gibi akibetlerini hatırladım.

İktibas Dergisi, Şubat sayısı “Savrulmanın neresindeyiz?” manşeti ile çıktı. Dosya olarak hazırlanan “Savrulma” meselesi hem dergi yazarları hem de misafir yazarlar tarafından değerlendirildi.

Müslüman olduktan sonra Ömer ismini alan Andera Lazaro, İtalyan bir faşistken yaptığı araştırma ve okumalar sonucu İslam’ın hakikat olduğuna iman etmiş. İyi bir kitap kurdu ve ilim aşığı olan İtalyan genç; “İslam bana niçin yaratıldığımı, hayatımdaki gayemin ne olması gerektiğini net bir şekilde açıklıyor. Yeryüzünde neler yapmalıyız ve nasıl yapmalıyız meselesinde de bana yol gösteriyor. Ölümden sonraki hayatla ilgili sorularıma da cevaplar veriyor. Bu sorulara verilen cevaplar Kierkegaard veya Nietzsche gibi yaratılmış insanların verdiği cevaplar değil. Bizzat yaratanın, herkesi ve her şeyi kuşatan Allah’ın verdiği cevaplar.” diyor. Fatih’teki Şekerci Han’da saatler süren sohbetimiz esnasında kendisinden İslam, Batı, Müslümanlar ve mühtedilerle ilgili önemli tespitler dinlediğimiz Ömer’le yaptığımız röportajı ilginize sunuyorum.

42. yılına 517. sayısı ile giren İktibas Dergisi, Ocak sayısı ile okurlarına ulaştı. Yeni sayının yorum konusu, Türkiye gündemindeki yerini korumaya devam eden ‘faiz-nass’ tartışması oldu.

510. sayısı ile yayın hayatına devam eden İktibas Dergisi, bu sayısında kapağa Filistin meselesini taşıdı.

Belki de Filistin ve Kudüs’ün iki yüz yıllık bir süreç içinde yavaş yavaş elden çıkışının son sahneleri ortaya konuyor İsrail tarafından. Öncelikle 19. yüzyıl boyunca demografi meselesi halledilmişti. Şimdi aynı oyun Kudüs’te oynanıyor.

Ben Andımız törenlerinin yasaklanmasına karşıyım. Kemalist arkadaşların bu yöndeki taleplerinin engellenmesi bence büyük bir haksızlık. Laik düzenin, her vatandaşına inanç ve ibadet imkânı sağlaması gerekir.

Bursa'da ikamet eden ve görev yapan bir bekçinin, paylaşım sitesindeki hesabından "Hilafet" notu ile Kelime-i Tevhid yazısını paylaşması büyük bir devlet krizine sebep oldu. Olimpos dağı, pardon Çankaya tepesi ilahları buna sessiz kalabilir miydi? Kalmadı da "netekim". Konu devlet meselesi haline getirilip soruşturma açıldı. Ahmed Kalkan, bu olayı yorumladı.

Dünya Müslüman Alimler Birliği Başkanı Ahmed er-Raysuni, tüm Müslümanları Filistin meselesine hizmet etmeye çağırdı.

503’üncü sayısı ile okurlarına yeniden merhaba diyen İktibas Dergisi, bu yılın 11. sayısında Doğu Akdeniz meselesini konu alıyor.

ABD’li Cumhuriyetçi Vekil Chabot, S-400 meselesinin güncel Türk-Amerikan ilişkilerinde bir sorun olduğunu savunarak, “Türkiye çok önemli ve güçlü bir ülke. NATO’da müttefikiz ve dostuz, bu sorunu bir noktada aşmamız gerektiğini düşünüyorum.” dedi.

Filistinli gazeteci Muin Naim’le, BAE ve Bahreyn rejimlerinin ABD himayesinde siyonist işgal rejimiyle gerçekleştirdiği normalleşme anlaşmaları özelinde, Filistin meselesinin bugünü ve yarını üzerine bir söyleşi gerçekleştirdik. Söz konusu anlaşmaların stratejik hedefinin, bölgenin düşman eksenini değiştirmek olduğunu kaydeden Naim; “Şu anda bölgenin düşmanı İsrail’dir, ama bu anlaşma konseptine göre yeni düşman Türkiye ve İran’dır” ifadelerini kullanıyor.

Türkiye’de temaslarda bulunan Amerikalı üst düzey yetkili Philip Reeker, Doğu Akdeniz meselesi, Türkiye-ABD ilişkileri ve İncirlik Üssü’ne ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Reeker “ABD’nin İncirlik Hava Üssü’nden çıkma planı yok. Türk müttefiklerimizin İncirlik’teki daveti üzerine onlarca yıldır son derece başarılı bir şekilde iş birliği yaptık.” diye konuştu.

Suriye meselesi bir taraftan bedenlerimizin, diğer taraftan akidelerimizin ve hedeflerimizin parçalanmasından başka bir netice doğurmadı.

Mısır’da halk bıkkın ve hayata umutsuzca bakıyor. Ancak bu bıkkınlık zannedildiğinin aksine özgürlüklerinin kısıtlanmasından veya Trump’ın sevimli, Körfez’in de itaatkâr diktatörünün baskısından değildir. Zira Mısır halkı diktatörler ile yaşamaya alışkındır. Hatta bunu bir hayat tarzı haline getirmiştir. Halkın bugünkü şikayeti, 2013’ten beri giderek artan ekonomik sıkıntılardandır.

Lübnan Meclis Başkanı Berri, Amerika’nın İsrail-Filistin meselesi için öne sürdüğü Yüzyılın Anlaşması planına ilişkin olarak, Lübnanlılar “Filistin’i satmak isteyenlerin ortağı olmayacak” dedi.

Batı medyası, gücün medyası olduğunu gösterdi: Habercilik, her şeyden önce ahlâk meselesidir. Ama Batı medyası, küresel güç odaklarının ve çıkar şebekelerinin sözcüsü ve gözcüsü olduğunu ispatladı bir kez daha! Teröriste “terörist” diyemedi bile! Charlie Hebdo saldırısını yapanlara “Müslüman teröristler” diyen Batı medyası, Yeni Zelanda’da ibadet eden insanların üzerine makinalı silahlarla saldırarak kitlesel katliam yapan canilere “gunman” (silahlı kişi!) dedi -örneğin New York Times!
Makaleler
Hava Durumu