
"biraz" Arama Sonuçları

Siyonistlerin bazıları da “aşırı siyonist” olarak nitelendiriliyor. Bu biraz normal olmakla birlikte, bundan siyonistin mutedilinin de olabileceği sonucu çıkarmak doğru olmaz. Çünkü siyonizmin bir tür ırkçılık olduğu tescillenmiştir. Irkçılık ise insanlık açısından bir ayıp ve ideolojik yönden de bir aşırılıktır.

Bu yazımızda evlilik kavramına farklı bir pencereden bakmaya gayret edeceğiz. Evlilik nedir, bizim toplumda nasıl algılanır, biraz buraları irdeleyeceğiz. Gelin önce evli kelimesi ne anlamlara geliyor ona bakalım.

Tarihî tercübe, "İsrail’de" hâkim trend haline gelen bu durumun, devletin ömrünü de kısaltacağını gösteriyor. “Nasıl”ını ve “niçin”ini görebilmek için, biraz tarih bilgisi yeterli. Nitekim aklı başında "İsrailli" tarihçiler ve sosyal bilimciler, göz önünde duran bu hakikati kendi toplumlarına duyurmaya çalışıyor. Ancak onların çabaları da gürültülü hezeyanların ve faşizm nöbetlerinin içinde kaybolup gidiyor.

AKP dönemiyle birlikte çeşitli "İslami çevrelerin", cahiliye düzeni ve düzenin aktörleri karşısındaki duruş ve tutum konusunda sapma ve savrulmalar yaşadığına tanıklık ettik. Söz konusu savrulma sürecini, İktibas Dergisi'nin dosya konusu bağlamında Kürşad Atalar’la konuştuk. Yaşanan dönüşümün köksüzlükle açıklanabileceğini belirten Atalar, “Köksüzlük ise, esasen ‘bilmemekle’ ilgili bir şeydir. Biliyorsunuz ‘keşke bilselerdi’ ayetine ben biraz da bu açıdan bakıyorum. Kullar, Peygamberler gibi ‘bilebilseydi’, savrulmazlar, dönüşmezlerdi. Tarihte savrulan, dönüşen bir Peygamber olmamıştır” diyor. Söyleşimizi ilgiyle ve beğeniyle okuyup istifade edeceğinizi düşünüyoruz.

Hükümetin tarım politikaları yüzünden meyve sebze de her geçen gün biraz daha dışa bağımlı hale gelen Türkiye gıda zammında dünyada zirveye çıkmayı başardı

İçinde yaşadığımız dünyayı bir gemiye benzetirsek, ansızın gelen bu virüs gemideki herkesi tedirgin etti diyebiliriz. Çünkü insan kontrolü sağlayamadığı ve bildiği bütün kuralların işe yaramadığı anlarda fiziksel, duygusal ve davranışsal olarak zorlanır. Günlük rutinlerimizi değiştiren ve alışılagelen düzenimizi altüst eden bu pandemiden ruhsal olarak etkilenmek belki biraz da kaygılanmak gayet normal ve insanî bir durum.

Yıllarca köklü bir dergide yazılar yazdı. Ali Küçük öldüğünde dergi 36. yılına ulaşmıştı, vefat ettiği Kasım ayından sonraki sayılara göz attım. Acaba yıllarca yazdığı dergide Ali Küçük'ün hayatını, eserlerini, çalışmalarını anlatan kapsamlı bir yazı yazılmış mıydı? Maalesef hayır. Oysa derginin yazarlarıyla ve yöneticileriyle yıllara dayanan arkadaşlıkları vardı.

İktibas Dergisi sohbetine katılan Prof.Dr. İrfan Yalçınkaya, "Tıp eğitimi bile ne kadar uluslararası şirketlerin yönlendirmelerinden bağımsız? Biraz da onların kurduğunu da düşünüyorum, onların çok etkilendiğini düşünüyorum. Sizin tıp eğitiminiz bile onlar tarafından -yani tabiri caizse sponsor onlar, sizin tıp eğitimini bile onlar planlıyorlar- ihtiyaca göre planlıyorlar" diye konuştu.

Oraya gidip de olayları daha yakından izleyince, Altınok’un yazdıkları sanki biraz değişmeye başladı gibi. Bütün dünyanın gördüklerini görmeye mi başladı, nedir? Örneğin 31 Ocak Perşembe günkü yazısının ortalarına doğru, “2 Venezuela’da öğrendiklerim” alt-başlığını takiben şunları kaydetti: “Ülkeye dair … kesin kanaatlerimin biraz törpülendiğini söyleyebilirim. Örneğin yoksullar Maduro'yu, zenginler muhalefeti destekliyor diye net bir ayrım olmadığını gördüm. (…) Maduro taraftarı belki solcu olabilir ama karşılarındakiler sağcı falan değil! Üç... ABD karşıtlığı ya da taraftarlığı ülkede bir politik ayrışma zemini değil. Dört... Yalan değilmiş, gerçekten ülkede birbirini tanımayan karşılıklı iki meclis var. Beş... Bu ülkede kuyruğa girmeden büfeden bir şişe su almak bile imkânsız.” Buna ertesi gün, yani 1 Şubat’ta “Ekonomik kriz almış başını gitmiş”i de ekledi.

BKM’nin dijital bayram harçlığı uygulaması, gelenek ve göreneklerine bağlı Türkiye’de tartışma konusu oldu. Bayramlar küçüklerin büyükleri ziyaret ettiği günler olarak kalmalıyken, ziyaret yerine bir telefon mesajı ile harçlık isteme biraz yadırgandı.

İlk bölümde kısa ve özet şeklinde geçtiğimiz seçim süreci ve sürecte yaşananlara bakış açımzı, bu bölümde biraz daha esas çevçeve içerisinde değerlendirmek isterim. Nedir bu esas çerçeve ? Meselenin temeline oturtumaya çalışılan ve Müslüman toplumlara yavaş yavaş sevdirilen demokrasi-özgürlük ikilemi toplum tarafından ne sorguya tutuldu vede bunun İslam hukuku açısından durumu değerlendirildi. Bu batıl yaşam biçimleri ve modelleri İslam toplumlarına sevidirilirken elbette yerel güçlerdende destek alındı, zaten toplumsal yaşam biçimleri o toplumun değer verdiği kişiler eliyle gerçekleşirse toplumun ona itibar etmesi daha kolay ve hızlı olur.

2018 Tarım Raporunu açıklayan OECD, dünya ile Türkiye’deki gıda fiyatları arasındaki makasın her geçen yıl biraz daha açıldığını ortaya koydu.

Davetçi, davasından biraz taviz verirse egemenlik taslayanların adamlarını yani mele’ ve mürtefîni kazanacağı zannına götürüyor ve bu işin dava hayrına olacağı düşüncesine kaptırıyor. Unutulmamalıdır ki, yolun başlangıcında kopardıkları en küçük bir taviz; yolun sonunda tamtamına bir sapıtmaya dönüşecektir.

İranlı yönetmen Mecid Mecidi’nin çektiği “Muhammed” isimli film hakkında değerlendirmelerde bulunan Taha Kılınç, söz konusu filmi Mustafa Akkad’ın çektiği “Çağrı” isimli filmle mukayese ediyor.

Aylan bebeğe biraz ağladık sonra sığınmacıların grup grup Ege Denizi'nde ölmelerine alıştık. El açıp para isteyen sokaktaki dilenci, mülteci ve ihtiyaç sahibinin yanından para vermeden geçmeye alıştık. Suriye'de Rus bombardımanından kaçan çoluk çocuk, genç yaşlı binlerce Halepli Türkiye sınırına doğru kaçarken dünyanın seyirci kalmasına da alıştık.

"Kuşkusuz ‘Müslüman şahsiyeti’ deyince, durum biraz farklılaşmaktadır. Çünkü artık, kişilik, İslam gibi, dinlerden bir din değil, inançlardan bir inanç değil, yegâne hak din, yegâne hak inanç olanla izdivaç etmektedir. Dolayısıyla bu izdivacın tevlid edeceği semerenin harika olması beklenir."

Şimdi pek öyle değil! Sadece çocuklar değil, büyükler de üstüne başına dünyanın parasını harcıyor. Bayramda seyranda bu masraflar katlanarak artıyor. Bayramları birer seyahat imkanı gibi görenlerin tatil masrafları da az buz değil. Donatılan sofralar, ikramlıklar, hediyelikler derken liste uzayıp gidiyor. Bütün bunları tümüyle olumsuzlamak, zinhar yapılmasın demek elbette hem mümkün değil, hem de doğru değil. Ancak işi biraz abarttığımız, hiç azımsanmayacak ölçüde israfa kapı açtığımız da bir gerçek...

ABD Başkanı Obama, "İran Cumhurbaşkanı Ruhani ile biraz önce telefonda konuştum" dedi. Görüşme, ABD ile İran liderleri arasında 1979 yılından bu yana ilk doğrudan temas niteliği taşıyor.

Keşke Mısır’da -ve bütün dünyada- bir Musa’mız/Musa’larımız olsa. Beklentimiz yeni bir elçi değildir, çünkü yeni bir Peygamber gelmeyecektir. Fakat tevhidi Musa gibi kavramış, Musa gibi duruşu olan liderler hem Mısır’da, hem de dünyanın her yerinde olabilir ve de olmalıdır. Mısır’da seçimle işbaşına gelen ve bir yıllık iktidar süresinden sonra darbe ile görevinden uzaklaştırılan Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi’yi ve canları pahasına meydanlarda darbeye direnen İhvan’ı Musa’ya benzetmek, ‘Musa olmalı’ talebinden farklı bir durumdur. Burada biraz durmak ve serinkanlılıkla meseleyi tahlil etmek gerekmektedir.

"Sözün özü, Müslüman, hayatından sigarayı kesinlikle çıkartmalıdır. Bizlerin konuştuğumuz, yazdığımız, üzerine büyük söylemler geliştirdiğimiz dinimiz, davamız bize hiç değilse sigarayı olsun bıraktırabilmelidir. Hayatımızda küçük de olsa, bir şeyler değişmelidir. Sadece konuşan, okuyan, anlatan insanlar olmaktan çıkıp, birazcık da, gözle görülür değişimleri yaşamalıyız; hayır yönünde değişmeliyiz."
Makaleler
Hava Durumu