
"iddeti" Arama Sonuçları

Şimdi gidişâta bir bakalım. Aşağı yukarı iki aydır, olanca ve orantısız kuvvetiyle saldırıyorlar. Evet, Gazze’nin kuzeyini insandan arındırdı; yıktı ve zırhlılarını, tanklarını, birliklerini soktular. Ama burada tam bir hâkimiyet sağlamış olduğu hâlâ tartışmalı. Han Yunus tarafında ise çatışmalar tekmil şiddeti ile devâm ediyor. Ne tünelleri bulabildi; ne de Hamas’a ağır bir zayiat verdirebildiler. Bu arada kendi kayıpları, her ne kadar saklamak için büyük bir gayret göstermekteyseler de bu kayıpların resmen bildirilen rakamların çok üstünde olduğu anlaşılıyor.

Siyonist vahşi katillerin bütün insanlığın gözleri önünde ve tüm insani değerleri hiçe sayarak Gazze halkına yönelik gerçekleştirdikleri soykırım bugün (2 Kasım Perşembe) 27'nci gününde bütün şiddetiyle ve vahşetiyle devam ediyor. Siyonist katillerin saldırılarında şimdiye kadar şehit edilenlerin sayısının 9061'i bulduğu, bunlardan 3760 kişinin çocuk, 2326 kişinin ise kadın olduğu duyuruldu.

Siyonist vahşi katillerin bütün insanlığın gözleri önünde ve tüm insani değerleri hiçe sayarak Gazze halkına yönelik gerçekleştirdikleri soykırım bugün (1 Kasım Çarşamba) 26'ncı gününde bütün şiddetiyle ve vahşetiyle devam ediyor. Siyonist katillerin saldırılarında şimdiye kadar şehit edilenlerin sayısının 8796'yı bulduğu, bunlardan 3648 kişinin çocuk, 2290 kişinin ise kadın olduğu duyuruldu.

Terörün, yani (ölçüsüz) şiddetin esas itibariyle İslâm’da yeri yoktur. İslâm kendisini kabul ettirmek için kesinlikle şiddetten medet ummaz, ummamıştır da. Aynı zamanda terör, ikrahın en yüksek boyutlusudur ki, İslâm ikrahın en küçüğünden, en büyüğüne kadar hiçbir boyutta olanına yer vermemektedir.

"Ailenin korunması ve kadına yönelik şiddetin önlenmesi için" çıkarılan, fakat aileleri darmadağın eden 6284 sayılı kanun sebebiyle 5 yılda 2 milyon erkek evden uzaklaştırma cezası aldı.

Biz İslam’a iman etmede ısrarcı olduğumuz takdirde ve Kur’an’ın yol göstericiliğini kendimize kılavuz seçtiğimiz sürece bu kirli propaganda şiddetinin etkilerine maruz kalmayız. Ne var ki işimiz sadece bununla da bitmiyor. Önümüzde uzanan onca kirliliğe sebep olan düşünce, davranış bozukluklarına karşı da söz ve amel inşa etme mecburiyetimiz vardır.

Adana'da, basın açıklaması ve yürüyüş yapmak isteyen Furkan Vakfı gönüllülerine yönelik polis şiddeti yaşanırken, başörtülü bir polis memurunun tesettürlü bir hanıma yönelik zalimce müdahalesi "hayal bile değildi, gerçek oldu" dedirtti.

AKP iktidarlarının programlarıyla gerçekleşen gönüllü sekülerleşme ve laikleşmenin sonucunda acı gerçek şudur ki, Kur’an’ı hakkıyla okumaktan uzak düşmüş on milyonlarca “Müslüman”, vahyin ölçülerinde Müslüman olmanın gereklerinden habersiz ve uzak bir konumda oldukları halde, Müslüman olduğunu zannederek hüsrana doğru sürüklenmektedir.

Şiddeti, topyekün bir sorun olarak görmek; kadına, çocuğa, erkeğe, hayvana şiddet diye ayırmamak gerekiyor. Erkeğin erkeğe olan şiddeti, anne babaların çocuklara olan şiddeti daha mı az önemli? Kadına şiddet uygulayan erkekler hangi annelerin elinde büyüdü, hangi okullarda, kışlalarda eğitim gördü? Aydın olmak, kamerayı, “bakın, bakın!” diye bağırılan yerlerden başkasına da çevirmekle mümkün olsa gerek.

ABD’de gözaltına alınırken polis şiddeti sonucu George Floyd'un ölümü, ırkçılık karşıtı protestoların başlamasına sebep oldu. İşte başından sonuna tüm gelişmeler...

Evet! Kadının tesettürü (örtünmesi) onu ayette açıkça ifade edildiği gibi sıcaktan ve soğuktan koruduğu gibi taciz, sarkıntılık ve saldırı şiddetinden de korumaktadır. Gazetelere akseden nice sarkıntılıkların çıplaklığın tahriki sonucunda taciz ve tecavüzlerin, hatta öldürmelerin sebebi olduğu ortaya çıkmıştır.

Eserlerinde sık sık tarihçinin tarafsız ve nesnel olması gerektiğine vurgu yapar yapmasına ama Yahudi kimliğinin etkisiyle olsa gerek İsrail şiddetine tek kelime etmez. Bunun yerine Filistinlileri eleştirir. Ona göre bütün sorun Filistinlilerdedir. Sadece Filistinlilerde olsa iyi, daha geniş bir evren olan tüm İslam dünyasında Müslüman kimliği taşıyan her bir bireydedir.

Sözel şiddete maruz kalan çocuk, demek ki ben yeteneksizin tekiyim, benden bir şey olmaz vb. düşüncelere kapılabilir. Çocuğun öz güveni ve medeni cesareti gelişmez. Kendisini ve meramını ifade etmekten aciz bir kişi olarak yetişir. Aşağılanan ve hakaret işiten çocuklarda aşağılık kompleksi oluşur.

Rabia olaylarında şiddeti kışkırttığı suçlamasıyla idama mahkum edilen İhvan Mürşidi Muhammed Bedii'nin yeniden yargılanmasına karar verildi. Yeniden yargılama kararıyla birlikte, Muhammed Bedii hakkında verilmiş tek idam kararı kalmış oldu. Bedii ayrıca 5 kez müebbet hapse mahkum.

Mehmet Pamak: İşte Kur'an ilimlerini tahsil etmiş ve yıllarca Kur'an'a davet etmiş bu alim, akademisyen, hoca ve öncü şahsiyetlerin, bu birikimlerini bir tarafa bırakıp ya da yeni tevillerle eğip bükerek sistem içi siyasete destek amacıyla kullanmaları ibret verici ve son derece üzücüdür. Bu kesimlerin böyle bir basiretsizlik ve ilkesizlikle, pragmatizmin yol açtığı sığlık ve ufuk darlığıyla sonuçta tevhidi nebevi yöntemden uzaklaşmaları sebebiyle şiddet eksenli tekfirci "aşırı uç" bunlara yönelik haklı tepkiden de beslenerek daha fazla büyümüştür. Yani alimlerden, hocalardan, cemaat önderlerinden sadır olan bu tür sistem içi siyasete meşruiyet kazandırma ilkesizlikleri, bir kısım Müslümanları sistem içi uzlaşma zeminlerine savururken, diğer bir kısmını da bu savrulmaya kızgınlık ve tepkisellikle şiddet eksenli öteki uca itmektedir. Aslında bu iki sapma, iki uç birbirini itme, tahrik etme ve besleme rolü de oynuyorlar. Batıl sistem içi uzlaşmacı çizgiye savrulanlara kızanlar yeni bir ilkesizlikle ölçüsüz tekfir ve kör şiddete kayarken, onların bu kör şiddetini ve zulmünü görenler de laik demokrasinin "faziletlerini" (!) yeniden keşfetmeye başlayabiliyorlar. Sonuçta bu iki uca kayanlar birlikte, vasat olan Nebevi yönteme, İslam'a, Müslümanlara ve İslami tevhidi mücadeleye büyük zararlar veriyorlar.

Başörtü eylemlerinin en yoğun yaşandığı, kızların devlet şiddetine maruz kaldığı o günlerde, Gülen’in “Başın örtülmesi kulluk meselesi ölçüsünde önem arzetmez. Teferruata aid meselelerdir... Teferruata boğulmayalım. Küçük şeylere büyük şeyleri feda etmeyelim” açıklaması yasakçılara büyük malzeme olmuştu. Başörtülüler, “O açıklama karakol ve ikna odalarında hep önümüze geldi” diyor.

Fransa'da İslamofobik saldırıların ardı arkası kesilmiyor. Son bir ay içinde 6 başörtülü kadın ırkçıların saldırısına uğradı. Saldırılar her geçen gün şiddetini artırıyor. Son olarak Reims şehrinde 18 yaşında bir kadına saldırıp omzunu ve kalçasını bıçakladıları bildirildi.

Gazze'de işgalin şiddeti artırmasına karşı direnişin başarılı olduğunu söyleyen İsrail Medyası: 'Son Çatışmalardan Zaferle Çıkan Hamas Oldu' yorumunda bulundu.

Sakarya Adalet Girişimi, 371. hafta eyleminde başörtülü öğrencilere yönelik baskı ve şiddeti kınarken, Suriye’de akan kanın durması için sorumluluk çağrısı yaptı. Eylemde Adana’da İncirlik Üssü’ne yapılan yürüyüşe destek verilirken, Türkiye’deki tüm NATO ve Amerikan üslerinin kapatılması istendi.

Hiçbir zaman Müslüman halka veya diğer din ve felsefe mensuplarına karşı şiddeti savunmadı. Yalnız tam kemale ermiş İslâm toplumlarının uluslararası ilişkiler teorisini ortaya sererken din özgürlüğüne engel olan güçlere karşı ofensif savaşı da bir seçenek gördü. Buna rağmen ona göre tepeden inmeci bir İslam devrimi aslâ meşru bir metot değildi; onun öncelikli hedefi İslam devleti değil, İslam toplumuydu. Bu ayrımı eserlerinde ısrarla vurguladı. O yüzden de eserine "İslam Devletine Doğru" değil, "İslam Toplumuna Doğru" adını verdi.
Makaleler
Hava Durumu