
"midi" Arama Sonuçları

Modernizmin, insanı, insan aklını ve bu çerçevede “bilimi” mutlaklaştırmasına/putlaştırmasına mukabil, postmodernizm hiçbir mutlaklık ve sâbite tanımama, bırakmama yaklaşımıyla hareket etmiş, hakikat fikrini yok etme ve sâbitesizliği temel dünya görüşü haline getirme çabası içine girmiştir.

Rasulullah'ın, üzerinde durulması, anılması gereken "doğumu", bir bebek olarak dünyaya geldiği tarih midir, yoksa vahye muhatap olarak Peygamberlikle görevlendirildiği tarih midir? Bunu da düşünmemiz gerekir.

Batı hayranlığının, neredeyse geri kalmış tüm dünya ülkelerinde korkunç bir etkiye sahip olduğunu görünce, batıya biat etmiş liderlerden daha tehlikeli olan bir şey var ise, şüphesiz o da silahsız işgal anlamına gelen kültür emperyalizmidir. Birincisinden kurtulmak kolay, ama ikincisi o kadar ciddi ve silinmez etkilere sahip ki…

Gelenek, Gelen Ek midir? - Şükrü Hüseyinoğlu - Kur'an Nesli İlim Merkezi - Salı Sohbetleri

Kur'an Nesli İlim Merkezi'nin "Salı Sohbetleri"nde bu haftaki konu "Gelenek, Gelen-ek midir?"

Geçtiğimiz hafta Rabbine uğurladığımız Ahmed Kalkan hoca ile, "Dâvet" kitabı çerçevesinde 2018 yılında İktibas dergisi için bir söyleşi gerçekleştirmiştik. Söyleşiyi, faydalı olacağı kanaatiyle okurlarımızın dikkatine sunuyoruz:

"Kandil kültürü" İslam'dan neşvü nema eden bir "çiçeklenme" midir, yoksa İslam tarlasında biten yabani bir ot mudur...

Cuma Hutbesi: Rasulullah'a Saldırılar Karşısında, Tek Sorumluluğumuz Tepki Göstermek Midir? - Kur'an Nesli İlim ve Dâvet Merkezi - Şükrü Hüseyinoğlu - 13 Rebiülevvel 1442 / 30 Ekim 2020

Cuma Hutbesi: Rasulullah'a Saldırılar Karşısında, Tek Sorumluluğumuz Tepki Göstermek Midir? - Kur'an Nesli İlim ve Dâvet Merkezi - Şükrü Hüseyinoğlu - 13 Rebiülevvel 1442 / 30 Ekim 2020

Rasulullah'ın, üzerinde durulması, anılması gereken "doğumu", bir bebek olarak dünyaya geldiği tarih midir, yoksa vahye muhatap olarak Peygamberlikle görevlendirildiği tarih midir? Bunu da düşünmemiz gerekir.

Söz konusu bu ayetler gözlerimizin önüne iki resim çiziyor. Bu resimlere baktığımızda; biri Adem olmanın, diğeri de şeytan olmanın resmidir. Bize; bu iki resimden birine benzeyebilirsiniz, serbestsiniz, diyor. Tercihi bize bırakıyor.

Bir Ayet, Bir Yorum: En'am 54. Ayet: Allah'ın Kimlere Rahmet, Kimlere Gazap Edeceği Belirsiz midir? - Şükrü Hüseyinoğlu

Bize dokunmayan, davranışlarımızı düzenlemeyen, aklımızı şekillendirmeyen ayet ve hadis gerçekten ayet ve hadis midir? Hristiyanlar ve Yahudiler gibi düşünmekten, Ateistler gibi yaşamaktan, Deistler gibi anlamaktan, Budistler gibi mahlûkat önünde eğilmekten alıkoymayan ayet; ayet olabilir mi?

Peki günümüz batı menşeli yönetimlere alıştırılmış toplumumuz bu ilahi emrin farkında değil midir de Batıyı veli edinmiş, kendi toplumları ve vatanları üzerinde tasarruf sahibi kılmış ve bu halleriyle de ayetin devamına binaen zalim olmuş olan yöneticilerini veli edinmeye devam etmektedirler?

Süleyman S. Öğün, "Virüs Tarihi Değiştirir mi?" başlıklı yazısında kapitalizme dair önemli çözümlemelerde bulunuyor. "Lâikleşmenin ve sekülerleşmenin feriştahı evvel emirde ekonomidir. Ekonominin lâikleşmesi, yâni dinlerin icaplarından kopması mutaddır ve bu hudutsuz bir eksende cereyan eder" ifadelerini kullanan Öğün, "Dindarlık ile kapitalizmin harmanlanması, kapitalizmin gerekleriyle uyumlu dinsel sekteryen yorumların tutkallarıyla yapıştırılmıştır. Hâsılı, elyevm baskın olan, dinlerle uyumlu kapitalizm değil; kapitalizm ile uyumlu, değilse uyumlulaştırılmış dinlerdir" diyor.

Emine Erdoğan'a Cevaben: Erkek Kadının Rabbi Değildir, Peki Kadın Kendisin Rabbi midir? - Şükrü Hüseyinoğlu - Kur'an Nesli İlim Merkezi - 1 Rebiülahir 1441 / 29 Kasım 2019

ALLAH korkulmaya daha layık değil midir prensibini unuttunuz. Dünyalık kaygılar, dünyalık kayıplar sizi o kadar çok korkuttu ki; bu yerin dibine batası korku, içinizdeki ALLAH korkusunu gölgeledi.

“Halkına zulmeden sistemin kuruluş yıldönümünü, değişim sürecinde bile bayram olarak kutlamaya devam etmek, bu amaçla halkın vergilerinden harcamalar yapmak, hem değişimciler açısından ibretlik bir çelişki, hem de halka ilave bir zulüm ve saygısızlık değil midir?”

Âlimlere çok iş düşmektedir. Âlimler, ümmet içinde var olan her türlü potansiyeli İslâmî harekete dönüştürme sorumluluğunu üstüne almalıdır. Topluma tevhidi ulaştırarak, her çeşit şirk ve küfre karşı halkı bilinçlendirmelidir. İnsanlara haram-helâl bilinci vererek, onların Allah’a karşı, kendisine ve topluma karşı görevlerini yerine getirmelerini sağlamaya çalışmalıdır. Bu kadar hayatî görevlere hâiz olan ulemâ kadrosunun, dar, cüz’î ve kısıtlı tebliğ ya da eğitim faaliyetleriyle kendilerini sınırlandırması, cidden şaşılacak bir durumdur.

Ahmed Kalkan’la, Kur’an’da Rabbimizin Müslümanlara yüklediği temel bir yükümlülük olmakla birlikte, tarihsel süreçte unutulmaya terk edilen, öyle ki “İslam’ın şartları” arasında bile kedisine yer bulamayan emri bil maruf ve nehyi anil münker ilkesi üzerine konuştuk. Kalkan “Gayrı İslâmî düzene ve câhiliye kültürüne entegre olmayan Müslümanlar bile, çoğunluk itibarıyla emr-i bi’l ma’ruf ve nehy-i ani’l münker adlı can simidine sarılmadılar. Böylece zilleti ve mağlûbiyeti kabullenmiş oldular. Başta İslâm âlimleri, cemaat ve kanaat önderleri, yazarlar ve hatipler olmak üzere, Mü’min olan herkes, bildiği ve gücü yettiği oranda bu görevi yapması gerektiği halde, ciddi anlamda bunun yerine getirildiği iddia edilemez. Bu görev, şer odaklarının şerre davet ettikleri kadar bile yapılmıyor” tesbitinde bulunuyor.
Makaleler
Hava Durumu