
"taviz" Arama Sonuçları

Güzel adamdı Şahin abi, asla tevhidi çizgiden taviz vermemişti. Küfre karşı soyismi gibi kaya gibi, taş gibi sertti. Şahin abi çayın demine su katmazdı, herhalde tevhide bir şeyin katılmasına karşı olduğu gibi çayına da istemezdi.

Atatürkçü ve laik zihniyetin orduya hâkim kılınmasıyla bu tür darbelerin engelleneceği gibi gülünç iddialar, hiç utanmadan ortaya atılıyor. Laiklikten ve Atatürkçülükten taviz sonucu, Gülenistlerin orduda bu derece kadrolaştıkları gibi ahmakça ifadeler kullanılarak Ergenekoncuların önü açılıyor ve ordudaki güç dengesi bir darbeci cuntadan diğerine doğru kaydırılıp halkın can feda ederek gerçekleştirdiği direnişin elde ettiği sonuç etkisiz hale getirilmeye çalışılıyor.

Bilmeliyiz ki, hayatımız, ancak Allah’a teslim olup sadece O’na rükû ve secde ettiği, vahye ve Rasûlün sünnetine uygun yaşandığı zaman anlamlı ve değerli olur. Allah’ı unutan ve O’nun kitabına ve Rasûlün (s) güzel örnekliğine uymayan bir ömür, asla anlamlı ve değerli değildir. Tevhidî istikameti korumakta zaaflı bir “İslami kimlik” ve akıdevi ilkelerden tavizkâr bir hayat, hüsran sebebidir. Böyle bir ömür bin yıl sürse de, Allah yanında hiçbir kıymeti yoktur. Sadece tevhidî istikameti koruyarak Allah’a rükû ve secde ettirilen ve O’nun kitabına uygun yaşanan hayat ve ömür, çok kısa da sürse, Rabbimizin katında değerli, bereketli ve hayırlıdır.

Bozulma ve menfi manada dönüşümün yaşanmaması ve her şartta istikametin korunması için yapılması gerekenler, Kur’an’da gösterilmiş ve Rasûlün önderliğindeki ilk örnek nesil tarafından da pratize edilmiş bulunmaktadır. Arınmak, korunmak ve sırat-ı müstakim üzere bir hayatı yaşamak için, Allah’a, Rasûlüne ve indirdiği Kitaba imanın ve teslimiyetin gereği olarak, hayatın (kamusal-özel, bireysel-toplumsal) hiçbir alanında, hiçbir zaman ve hiçbir sebeple Allah unutulmayacak ve Allah yokmuş gibi davranılmayacaktır. Aksi takdirde, hayatında Allah’ın zikrini hâkim kılmayan insan, Rabbine ve kendisine yabancılaşıp şeytanın yoluna girmekte, hayatını hevasının ve şeytanın arzularına göre düzenleyerek yozlaşmaya, savrulma ve dönüşüm sürecini yaşamaya başlamaktadır. Üstelik zamanla kanıksanarak ilerleyen bu taviz ve yozlaşma sürecindeki büyük dönüşümünü fark bile edemeyip hâlâ kendisini Hak yolda zannedebilmektedir.

Yüzyıllara yayılan yozlaşma serüveninde ve günümüz dönüşüm sürecinde gerçekleşen bozulma ve değişim, zaman içinde verilen tavizlerle ya da pragmatik “maslahat” hesapları ve “çıkar” amaçlı ilkesiz davranışlarla adım adım yaşanmıştır. Her seferinde bir önceki taviz ya da ilkesiz davranış kanıksanarak daha fazlası yapılmış ve bir süre sonra da artık yaşandığı gibi inanılmaya başlanmıştır. İşte bugün “müslümanım” diyenlerle müslüman olmayanlar arasındaki temel farklılıkların yok olduğu benzeşme böyle bir dönüşüm süreci sonucunda gerçekleşmiştir.

Davetçi, davasından biraz taviz verirse egemenlik taslayanların adamlarını yani mele’ ve mürtefîni kazanacağı zannına götürüyor ve bu işin dava hayrına olacağı düşüncesine kaptırıyor. Unutulmamalıdır ki, yolun başlangıcında kopardıkları en küçük bir taviz; yolun sonunda tamtamına bir sapıtmaya dönüşecektir.

Pakistan seçim kanununda yer alan ifadelerin "Yemin ederim ki Hz. Muhammed son peygamberdir." ifadesi, "İnanıyorum ki Hz. Muhammed son peygamberdir." şeklinde değiştirilmesi üzerine gerçekleştirilen protestolar sürüyor.

Bu şartlar altında kurulacak olan devletin sembolik olmaktan öteye gitmeyeceğini aklıselim her Filistinli bilir. Bu gelişmelerden sonra esas merak ettiğim konu: Netanyahu Yahudilere müzakerelerin sonucunda belirli tavizleri vermek zorunda kalacağız ve herkesin buna hazır olması gerekir' sözüdür. Sızan metne baktığımızda Netanyahu İsrail halkından ne tür bir fedakârlık talep ediyor acaba? Doğu Kudüs'ün yönetiminin Filistin Devleti'ne değil de uluslararası bir organizasyona devredilmesini mi? Batı Şeria'da Yahudi yerleşimcilerin işgal ettiği topraklara henüz ilhak edememiş olmasını mı?

Mehmet Gündüz: Hicret bir kaçış değildir. Görevi bırakıp rahata kavuşmak değildir. Ümmete ve devlete giden yolun taşlarını döşeme çabasının bir parçasıdır. Nitekim Hz. Peygamber “biraz sizden, biraz bizden” diye taviz verip uzlaşarak Mekke’de kalabilirdi. Ancak bunu asla yapmadığını biliyoruz. Oysa bugün Müslümanlar Mekke şirk sistemiyle temelde aynı niteliklere sahip şirk sistemleriyle barışık yaşamaktadırlar. Bize düşen Rabbimize, onun hidayet yoluna hicret etmektir. Elimizde bizi yolda bırakmayacak yoldaki işaretler, yol haritası bulunmaktadır.

Konferansın konuşmacısı Hamza Er, Rabbani–Nebevi yöntemin temel özelliklerini, 1- Yöntemin kaynağı Allah (cc.)’dır, mücadele O’nun gözetim ve kontrolündedir, 2- Yöntem Tevhid dininin değerleriyle çatışamaz, 3- Tavizsiz bir harekettir, 4- Vaadi Cennettir, kazanç ve kayıp ölçüsü dünyevi değerler değildir, şeklinde maddeler halinde ifade etti.

El-Cezire televizyonu, Fetih yönetimiyle işgal rejimi arasındaki görüşmelerle ilgili ele geçirdiği bin altı yüz gizli belgenin ilk bölümünü dün (23 Ocak Pazar) yayınlamaya başladı. Belgeler Oslo takımının karşılığı olmadan Kudüs, mülteciler, sınırlar ve güvenlik konularında düşmana verdiği tavizleri gün yüzüne çıkarıyor.

1981 yılının Ocak ayında çıkmaya başlayan İktibas Dergisi Aralık sayısı ile 30 yılı ardında bırakıyor. Tavizsiz ve istikrarlı tevhidi mücadele çizgisini temsil eden İktibas Dergisi'nin bu sayısı "İç tehdit algısı değil, mücadele yöntemi değişiyor" manşeti ile çıktı.

Heniye: Gazze ambargosunun kalkması için üç şart koşuyorlar: 1) Hamas İsrail’i tanısın. 2) Direnişi sona erdirsin. 3) Filistin topraklarının yüzde 87’ini taviz olarak veren anlaşmaları tanısın. Ancak demin bahsettiğim gibi Hamas’ın İsrail’i tanıması ve direnişi sona erdirmesi kesinlikle mümkün değildir.

O, Türkiye'de sahih bir akide'ye dayalı, siyasi bilinci yüksek bir İslami çalışmayı ilk başlatanlardan biriydi... 30 yılı aşkın bir süre doğrularından taviz vermeden, istikrarlı bir çizgi takip etti ve aynı yol üzerinde ömrünü tamamladı.

Filistin Başbakanı İsmail Heniyye, hükümetiyle Filistin halkı arasında kesilen sözün; ‘şehit kanlarını korumak, Kudüs’ten taviz vermemek ve Siyonist varlığı tanımamak’ olduğunu söyledi.

Tacikistan’da başörtüleri nedeniyle geçtiğimiz ay üniversitelerinden atılan 7 kız öğrenci taviz vermeyince üniversite kızları okula geri alma kararı verdi.

Yoğun İngiliz baskısına ve Osmanlı İmparatorluğu'nda görülen çözülmenin Hind yarımadasındaki etkilerine rağmen Azad'ın hayatı yılmayan bir mücadeleyle geçti. Dönemindeki Sir Seyyid Ahmed Han ve yandaşlarının gösterdiği İngiliz bağımlısı politikayı yoğun eleştirilere tabi tutan Azad, İngilizler'e karşı savaşta halkın direnişine öncülük etti. Azad'ın taviz vermeyen bu mücadeleci kimliği, döneminde Hindistan'da görülen İslami canlılıkta önemli paya sahipken, kendisinden sonraki nesillere de örneklik etti.

Salah: "Kuruluşlar, tehditlerin bizlerle Mescidi Aksa'nın arasını ayıracağını zannetmektedirler. Bizi Mescidi Aksa'dan uzaklaştıran ve tavizler vermemizi bekleyen İsrail'in mahkemelerine şimdiye kadar dedik ve demeye de devam ediyoruz: Zindanlara merhaba... Mescidi Aksa'ya olan ahdimize bağlı kalacağız"

"Son zamanlarda özellikle başörtüsü gündemiyle öne çıkan Özgür-Der mensuplarının çeşitli TV ve medya organlarında başörtüsü ile ilgili taleplerinin belli kesimlerde rahatsızlık uyandırdığı bir gerçek... Haksöz-Haber olarak, saldırı nereden ve kimden gelirse gelsin ilkeli ve kararlı yayınımızdan asla taviz vermeyeceğimizi belirtiyoruz."
Makaleler
Hava Durumu