
"zihnin" Arama Sonuçları

Dünya genelinde Müslümanların kutsal şehri Kudüs'te ve Filistin'de uygulanan zulmü ve katliamı telin eden kitlelerin çeşitli çevrelerce antisemit olmakla itham edilmesi, antisemitizm kavramının bu çevrelerin zihnindeki anlamını açıkça ortaya koyuyor.

İlmi ve Kültürel Araştırmalar Vakfı-İLKAV’ın Alternatif Eğitim konferanslarının Kasım ayı konuğu Mehmet Pamak’tı. Pamak, 24 Kasım 2019 Pazar günü “Kulluk Eksenli Hayat Tasavvurunda Öncelikli Sorumluluklarımız” başlıklı sunumunu gerçekleştirdi.

Venhar Cumartesi Seminlerlerinin bu haftaki konuşmacısı İstanbul'dan Fatih Bütün olacak... Uzun zamandır Nida Dergisi'nin editörlüğünü yapan ve geçtiğimiz yıllarda da zaman zaman Mehmet Akif Ersoy Kültür Evi'nde de seminerler veren Bütün, 19:30'da başlayacak olan bu oturumda inşallah "Müslüman Zihnin Laikleşme Eşikleri" başlıklı bir sunum yapacak...

Bugün Müslüman zihnin unutmaması gereken ana gerçek, İblis/şeytan ve İblis’in/şeytanın yolundan gidenlerin, iman edenlere karşı “sınırsız ve topyekûn bir savaş” yürüttükleri ve de yürütecekleri gerçeğidir. Bu gerçek unutulduğu ya da görülemediği zaman, günümüzde ki fitneleri ve fitnelerin sebep olduğu sonuçları, anlamamız ve yorumlamamız mümkün değildir.

Şöyle bir şeyi toplumun zihnine zerketmeye çalışıyorlar: “Laiklik, FETÖvârî bütün örgütlenmelerin yegâne sigortasıdır. Cemaat, tarikat mensuplarını devlete, bürokrasiye sokmamak lazım. Yoksa bunlar devleti ele geçiriyorlar!”

Son yıllarda muhafazakar kesimin medyasında da, laik sistemin kuruluşundan bu yana sürdürdüğü “İslam’ı kitlelerin zihninde bir yaşlılar dini olarak kodlama” ameliyesine bilinçli-bilinçsiz destek verilmekte olduğunu da belirtmemiz gerekir. Söz konusu yayın organlarında, sistemin İslam’la ilgili oluşturmak istediği “yaşlılar dini” imajına paralel düşen yayınlar yapılabilmektedir zaman zaman.

Müslüman mahallesinde salyangoz satan arızalı zihnin ürünü olan Noel ve yılbaşı kutlamaları, Yüce Allah'a isyana, harama davetiye çıkarıyor

Vahyin inşa ettiği zihnin ilgi alanı, kıyametin ne zaman kopacağı, cennet ve cehennemin nerede olduğu, meleklerin mahiyetleri gibi gaybi konular değil, ahiretin tarlası olan dünya hayatını nasıl ihya edebileceği, yeryüzündeki şirk, zulüm, sömürü, fısk ve fücura karşı tevhid ve adalet mücadelesinin nasıl sürdürüleceği, bu konuda Mü’minlerin üzerine düşen vazifelerin ne olduğu gibi hayat alanlarıyla ilgili konulardır. Kısacası, Mü'min bir zihnin ilgi alanı gayb âlemi değil, Rabbani imtihanın gerçekleştiği hayat alanlarıdır.

Toplumumuzda kitlelerin en büyük sorununun var olan Allah'a iman etmek yerine, haşa kendi zihninde kendi yaşam değerleri ve kriterlerine göre şekillendirip oluşturduğu, kendi yaptığı her eyleme ruhsat veren yapmadığına ise kusur bulmayan olarak tanımladığı Allah tasavvuruna iman ettiği ve bu bağlamda var olan Allah'ın göğüslerde olanı bilip bilmeme gibi bir probleminin kalmadığına benim göğsüm/kalbim temiz aldanmalarının olduğunu dile getirdi,

Şükrü Hüseyinoğlu: Hz. Peygamber çok büyük sıkıntılara maruz kalmıştı, ambargoya maruz bırakılmıştı, tam olarak açlığa ve ölüme mahkûm edilmişti. O dönemde bile Önderimiz aleyhisselam onlara; “Ben belli bir süre sizin putlarınızla uğraşmayacağım, kendi ibadetimle meşgul olacağım” dememişti. Pekâlâ, böyle diyebilir ve “bir arada yaşama kültürü”, “tahammül” gibi birtakım kavramları kullanarak bu boykotları üzerinden atabilirdi. İslam dışı bir ara dönemi asla düşünmedi. Kimi Müslümanın ilk başta araçsal olarak düşündüğü demokratikleşme ve liberalleşme gibi kavramlar, diline ve zihnine girdi. Ve sonrasında bunlar araç olmaktan da çıkıp bir hedef haline geldi. Neticede biz buradan şunu anlıyoruz: İslami çizgide sebat etmek zordur. Müslümanların önü açılsın, buna biz de seviniriz ama biz Müslümanlara alan açılsın diye kendi fikri duruşumuzu bozamayız. Müslümanlara alan açılsın diye kendi hedeflerimizi terk edemeyiz. Nöbet yerlerimizi, durmamız gereken yeri terk edemeyiz. Müslümanca düşünmek işte böyle bir şeydir.

Şayet Ramazanın zihninizde ilk elde yaptığı çağrışımlar mükellef iftar sofraları, Ramazan pidesi, güllaç, “Ramazan eğlenceleri” üzerine ise sizin Ramazanınızın Kur’an’ın doğum ayı olan Ramazanla yakından uzaktan bir ilgisi yoktur demektir.

Acı hatıralar hiçbir zaman zihinden silinmez. Eylül 1982 yılının acı hatırası da Filistinlilerin zihninde hâlâ canlılığını koruyor. Çünkü işgal hâlâ devam ediyor ve onun suç işleyen mekanizması her gün yeni cinayetler, yeni katliamlar gerçekleştiriyor.

Çocuğumuzun sorularına mutlaka doğru cevaplar vermeliyiz. O küçüktür anlamaz diye cevapları geçiştirmemeliyiz. “Kardeşim nereden geldi?” diye sorduğunda, “Onu Allah yarattı, büyüyünce beraber oynayacaksınız, birbirinize yardımcı olacaksınız” gibi doğru bir cevap verebiliriz. Yoksa “kardeşini leylekler getirdi” gibi, çocuğa bir faydası olmayacak masallarla onun zihnini dondurmaktan, düşüncesinin gelişmesini baltalamaktan kesinlikle kaçınmalıyız.
Makaleler
Hava Durumu