
"Bizlerin" Arama Sonuçları

Müslüman Kur'an ahlakıyla inşa olur. Bu ahlak önce kendinden başlayan ve sonra en yakınını inzar etmeyle devam eden bir ahlaktır. Topu taca atmadan “ama, lakin...” demeden ertelemeden hemen şimdi değişime başlamaktır... Herkes bir seçim yapıyor muhakkak. Peki bizler, kendini İslam’a nispet etmişler şimdiye kadar nasıl bir seçim yaptık ve bundan sonrası için seçimimiz nedir?

Ayasofya dün, kılınan ilk Cuma namazıyla yeniden câmi olarak açılmış oldu. Toplumun geniş kesimlerinde büyük bir coşkuya yol açan bu gelişme karşısında, bizlerin yaşanan coşku selinin bir parçası olamadığımız bir gerçektir. Peki niçin?

Bununla birlikte bizlerin toplumun geniş kesimleriyle birlikte coşku selinin bir parçası olamadığımız da bir gerçektir. Peki niçin?

Allah'tan umut kesilmez çünkü. Ülkemden, devletimden, kardeşlerimden umutluyum. Müslümanlar olarak şer görünenler bizleri Allahın razı olacağı şekilde harekete geçirir inşaallah. Ve yukarda ayetlerdeki gibi bizlerin eliyle düzelme sağlar da "önder toplum" oluruz kimbilir... Rabbime güvenim sonsuz ! O her tuzağı gören bilendir !

Dr. Mehmet Arslan, bizlerin bir taraftan kendi tarafımızdaki mescidleri kurtarmaya çalışırken, bazı küresel güçlerin Mescid-i Aksa'yı bize unutturmaya çalıştığını söyledi.

Dava Allah Teala ile olan ahdimize sahip çıkmaktan ibarettir. Bu ahdimizde Allah Teala’ya “O’nun Rabb, bizlerin ise kullar” olduğu hakikatine şahitlik etmiştik. Buna göre elbette Allah Teala hayatımıza müdahale edecek, bizden kulluk bekleyecektir. İşte davamız budur. Allah Teala’ya verdiğimiz sözün gereği olarak kulluk etmektir.

Venhar Cumartesi Seminerlerinin geçtiğimiz haftaki oturumunda, Sümeyra Durmuş kardeşimiz 'Kur'an, Ahlak ve Biz' başlıklı çok anlamlı bir sunum gerçekleştirdi. Oturumun konuşma metnini siz değerli okuyucularımızın istifadesine sunuyoruz. Rabbimiz bizlerin kitabını hayata geçirmedeki azmini her daim canlı ve diri tutsun. Ayaklarımızı kaydırmasın... Dua ile...

Bununla birlikte Kuytul'un dediği ve bizlerin de zaman zaman ifade etmeye çalıştığımız gibi direnişin silahlı aşamaya geçmesi konusunda soğukkanlı değerlendirmeler yapabilmeliyiz. Biz Müslümanlar her olanı sorgulanmaz kılmak konumunda olmamalıyız.

“Ya Hakkı konuşacağız ya da susacağız” diyen Sabiha Ateş Alpat “ bu kadar nefis terbiyesinden uzak kalarak nefsi besleyen bizlerin maalesef temiz kalması mümkün değil. Nefislerimiz çok temiz diye mi sanal alemin sanal adamlarının iki kelimesine kanan kadınlarımız ve sanal kadınların iki kelimesine kanan erkeklerimiz var

Cumartesi sohbetlerinde bu hafta uzaklardan bir ismi ağırlıyoruz... Sitemiz yazarlarından Sabri Aydın, Almanya'dan interaktif bağlantı ile Venhar Kur'an Evi'nde olacak... Bizlerin de ilk defa yaşayacağı bu konferans deneyiminin konusu ise " Nefis Terbiyesi ve Temel Esasları" olacak... Hepinizi mutlaka bekliyoruz.

Bizlerin, her halükarda İslam coğrafyasına yönelik muhtemel bir emperyalist müdahaleye karşı tutumumuz bellidir. Küresel küfür güçlerinin İslam beldelerini çiğnemelerine asla razı olamayız. Bununla birlikte, emperyalist müdahaleye karşı çıkarken, Suriye'de olduğu gibi Müslüman bir halka musallat olmuş despot ve katil bir rejimi arkalama gibi bir konuma düşmememiz de önem arz etmektedir.

Mazlumların zalimler eliyle Cennetlere yükseltilip bizlerin imanlarının sınandığı bir dönemde; zalimler için yaşasın Cehennem!

"Sözün özü, Müslüman, hayatından sigarayı kesinlikle çıkartmalıdır. Bizlerin konuştuğumuz, yazdığımız, üzerine büyük söylemler geliştirdiğimiz dinimiz, davamız bize hiç değilse sigarayı olsun bıraktırabilmelidir. Hayatımızda küçük de olsa, bir şeyler değişmelidir. Sadece konuşan, okuyan, anlatan insanlar olmaktan çıkıp, birazcık da, gözle görülür değişimleri yaşamalıyız; hayır yönünde değişmeliyiz."

Bu cahiliye hayatından nasıl kurtulabiliriz? Yüce Allah bizlerin kurtuluşa ermesi için indirdiği Kur’an yoluyla, Allah’a ve peygambere itaat ederek, Allah’a ortaklar koşmayarak... Bizlere kurtuluşun kapıları ancak böylelikle açılır.

Hikmet Ertürk: Kastedilen internetten gündem takibi ise bu hiçbir zaman doğru gündemi bulmamızı sağlamayacaktır. Bunun için bizlerin doğru bakış açılarının önceden oluşmuş olması gerekir. Çünkü iyi yönleri olduğu kadar internet şu an bir sanal çöplüğü andırıyor. Buralardan doğru bilgileri alıp çıkarmak bizlerin veri tabanlarınızın doğruluğu ve kapasitesi ile alakalıdır. Bizler için geçerli olan şey Kur’an’ın hakemliğidir. Fakat şu anda bir dönemin öncü Müslümanlarında dahi büyük çözülmeler mevcut. Bir ömür verip büyütmeye çalıştığımız İslam davası şu an yabancı kavramlarca kuşatılmış durumda.

Tarihte çokça örneği bulunan İslam düşmanlarının çağdaş örneklerinin zorbalık ve zulümlerini gündeme getirirken, Müslümanlar olarak taşıdığımız sorumlulukları ve eğer bir sorunla karşı karşıya bulunuyorsak, bir sürecin olumsuz etkilerinden söz ediyorsak, bu sorun ve olumsuz etkilerde bizlerin ne gibi bir paya sahip olduğumuzu belirlememiz ve çözüme buradan yol almamız gereğini ihmal etmememiz gereği üzerinde durmakta fayda görüyorum. Bu çerçevede, Maide Suresi 105. ayetten yola çıkarak, 28 Şubat sürecinin Müslümanlar üzerinde oluşturduğu varsayılan olumsuz etkilerin, 28 Şubat süreci denilen bu “dış müdahale”den mi, yoksa bünyesel zaaflardan mı kaynaklandığını tartışmak niyetindeyim.

Azgın azınlığın bu faşizan kampanyalarına ve bunun karşısında toplumun taleplerine kulak vermek yerine, bu azgın azınlıkla uzlaşma yolları arayarak meseleyi daha da çözümsüzlüğe iten AKP'nin acziyetine karşı, bizlerin seslerimizi daha da yükseltmemiz gerekiyor.

Haksöz'ün Şubat sayısı okuyucuyla buluştu. Haksöz, Gazze’ye yönelik siyonist soykırım girişimini ve bu konuda bizlerin sorumluluklarımızı manşete çekti.

Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı: "Siyasi simgedir diye yasağın kaldırılmasına karşı çıkanları anlamıyorum. Şiddet içermeyen her siyasi simge özgürce taşınabilmeli. Başı açık olan bizlerin de taktığımız çanta, giydiğimiz ayakkabı, aslında siyasi tercihimizin bir yansıması."
Makaleler
Hava Durumu