
"ker" Arama Sonuçları

Avrupa'da neşet eden ulus-devlet anlayışı, zamanla dünyanın geri kalanına yayılmış, teker teker bütün toplumlar bu yola bile isteye girmişlerdir. Çünkü uluslararası düzende bir devlet olarak kabul edilebilmek için başta BM'nin onayından geçmek, bunun için de ön şart olarak, bir ulusa dayanmak, laiklik ve demokrasiyi kabul etmek, insan hakları, eşitlik, uluslararası hukukun üstünlüğünü kabul etmek gibi ‘amentü’ye katılmak gerekmektedir. Yola çıkan veya çıkmayı düşünen her toplumun önderleri ya bunun farkında olarak işe başlamakta ya da bir şekilde kendilerine öğretilmektedir.

Kısacası tarihsel anlayış ve kimlikler üzere rekabet yerine, Kitab-ı Kerim'in öğrettiği velayet bilinci (Bkz: Tevbe 71. ayet) üzere hareket etmekten başka çıkar yol yoktur.

İmran’ın karısı bize şunları öğretiyor; birincisi, alemlere üstün kılınan bir ailenin temsil ettiği izzet ve şeref bayrağını ilerilere taşımak. Yani davayı yere düşürmemek için evladını Allah’a adamak/kurban etmek. İkincisi, İmran’ın karısının aileden ve atalarından devraldığı iman, sadakat, teslimiyet ve kulluk bilinci. Üçüncü şık belki çok daha önemli, çünkü çocuğunuzu teslim edeceğiniz kişi veya kurum Zekeriyya (as) gibi güvenilir olması.

Şunu bilmeliyiz ki, bugün iftar sofrası adı altında donatılmakta olan ziyafet sofraları dünya süsüne talip olmaya karşılık gelmektedir. Kitab-ı Kerim’in bizden istediği ise; Allah'ı, Rasulü'nü ve âhiret yurdunu istemek, tercihlerimizi bu yönde yapmaktır.

Önce bu ayet-i kerimeyi okuyun, sonra Sabır (yalanda) Meşhur adlı kişinin aşağıdaki görseldeki yazdığını okuyun, son olarak da yazdıklarına dayanak kıldığı fotoğrafa dikkatlice bakın. Kitab-ı Kerim'in ne muhteşem bir hayat rehberi olduğunu bir kere daha müşahede etmiş olacaksınız.

Eğer yeryüzünde gücü elinde bulunduranlar Allah’a (cc) ve Resülüne itiat etmez ve dini Yalnızca Allah’a (cc) has kılmazlar ise; siyasette, ekonomide, sanatta, askeri alanda…Yani hayatın her alanında çağın gerekliliğine değil, Çağlar ötesinden gelen İlahi vahye tabi olmadıkça; Yeryüzünde bu bozgun devam edecektir.

İşgalci Suudi hanedanının Kâbe maketine saygısızlık etmesinin, İsrail askerinin Gazze’de (daha önce ABD askerlerinin Irak’ta) Kur’an üzerine bevletmelerinden hiçbir farkı bulunmamaktadır. “Hatta Suudilerinki daha da büyük…” de demiyorum çünkü Suudi yönetimindeki zevatla İsrail yönetimindekiler arasında kayda değer bir fark görmemekteyim.

Gazze hükümeti, düşman İsrail’in, Kemal Advan Hastanesi’ni yaktığını, bunun sonucunda hastanenin hizmet dışı bırakıldığını, sağlık ekiplerinin ve yaralıların bilinmeyen bir yere götürüldüğünü duyurdu. Hamas da, hastanede askeri personeli veya savaşçıları bulunduğuna ilişkin siyonist iddialarını kesin olarak reddetti.

İşgal ordusunun, Batı Şeria’nın kuzeyindeki Tulkerim kenti ve mülteci kamplarına düzenlediği saldırılarda 8 Filistinlinin şehit olduğu duyuruldu.

İslami Direniş Hareketi (Hamas)’ın askeri kanadı durumundaki Kassam Tugayları, Gazze Şeridi’nin güneyinde, Han Yunus ve Refah’ta işgal güçlerine karşı verilen mücadele çerçevesinde iki tüneli patlatarak iki tankı imha ettiklerini ve bir askeri keskin nişancı ile vurduklarını açıkladı.

İzzeddin Kassam Tugayları, Gazze Şeridi'nin çeşitli bölgelerinde ilerleyen Siyonist güçlere mücadelesini sürdürüyor. Direnişte şimdiye kadar yüzlerce düşman subayı ve askeri öldü, on binlercesi yaralandı ve yüzlerce araç tamamen veya kısmen imha edildi.

İşgayci İsrail ordusundaki üst düzey askeri kaynaklar, Hamas ve diğer Filistinli gruplar tarafından inşa edilen tünellerin hala “operasyonel ve son derece hazırlıklı olduğunu ve hatta İsrail tarafından imha edilen tünellerin yeniden faaliyete geçirildiğini” itiraf etti.

İslam’ı temsil ettiği düşünülen Akp’in bu toplumda, Müslümanlara verdiği zararı hiçbir parti, ideoloji vermedi. Erdoğan’ı iktidara getiren ne kadar neden varsa bugün hepsi bir araya toplanmış durumdadır. Tarih tekerrür ediyor sanki.

Anadolu köylüsünün, CHP ve DP partisini değerlendirirken söylediği gibi, CHP ve AKP de bir tekerin böldüğü aynı işleve sahip iki partidir. Ne birinin kazanması ne de diğerinin kaybetmesi Müslümanların üzüleceği ya da sevineceği bir mesele olmaktan uzaktır.

Filistinliler sosyal medyada, iki hafta önce işgalci askerlerin Filistin'in işgal altındaki Batı Şeria bölgesinin güney kesiminde yer alan El-Halil şehrinde Filistinli bir çocuğa saldırmalarının görüntülerini yayınladı.

Sana’daki askeri geçit töreni sırasında açıklama yapan Husilerin Yüksek Siyasi Konsey Üyesi Muhammed Ali el-Husi, Kızıldeniz’deki ABD-İngiltere varlığının İsrail’i savunmak için bulunduğunu belirterek Husilerin onlardan korkmadığını, “Yemen halkı aleyhinde çalışan herhangi bir geminin batırılacağını” söyledi.

İslami Direniş Hareketi (Hamas)’ın askeri kanadı durumundaki İzzettin Kassam Tugayları işgal askerlerine yönelik olarak gerçekleştirdikleri muhtelif eylemlerde onlarca işgal askerini öldürdüklerini veya yaraladıklarını, Han Yunus’un güneyinde iki adet Merkava tipi tanklarını ve bir askeri buldozerlerini imha ettiklerini duyurdu.

İslami Direniş Hareketi (Hamas) Siyasi Bürosu başkan yardımcısı Salih El-Aruri ile hareketin askeri kanadı durumundaki İzzettin Kassam Tugayları'nın ileri gelenlerinden 6 mücahid, siyonist işgal rejiminin dün (2 Ocak Salı) akşam insansız hava aracıyla Lübnan'ın başkenti Beyrut'ta düzenlediği bir saldırıda şehit edildi.

Pazartesi günü işgal güçlerinin en az 28 askeri aracını imha ettiklerini bildiren Kassam, dün de 5 tankın imha edildiğini bildirdi.

Ebu Ubeyde: "Düşman, 20 günden fazla süren ön saldırının ardından son günlerde Gazze Şeridi'nin çeşitli bölgelerinde kara manevralarına başladı. Gazze düşmana mezarlık olacak, Netanyahu ve askeri liderlerine bu savaşın sonunda diz çökeceklerini müjdeliyoruz."
Makaleler
Hava Durumu