
"Toplumun" Arama Sonuçları

Avrupa'da neşet eden ulus-devlet anlayışı, zamanla dünyanın geri kalanına yayılmış, teker teker bütün toplumlar bu yola bile isteye girmişlerdir. Çünkü uluslararası düzende bir devlet olarak kabul edilebilmek için başta BM'nin onayından geçmek, bunun için de ön şart olarak, bir ulusa dayanmak, laiklik ve demokrasiyi kabul etmek, insan hakları, eşitlik, uluslararası hukukun üstünlüğünü kabul etmek gibi ‘amentü’ye katılmak gerekmektedir. Yola çıkan veya çıkmayı düşünen her toplumun önderleri ya bunun farkında olarak işe başlamakta ya da bir şekilde kendilerine öğretilmektedir.

Şeklen aynı yöne, aynı Allah’a yönelmemize rağmen düşünce ve eylemlerimizin pusulası farklı yönleri göstermektedir. Kalıcı olan ahir hayatını değil dünya hayatını öncelediğimiz için daha dün Kur’an’ın elinin tersiyle ittiği bir toplumun kıblesine bugün şeklen olmasa da düşünsel, karakter ve mizaç olarak teslim olmuş vaziyetteyiz. Bu acınası durumdan bizi kurtaracak olan reçete malum, Allah’ın Kitabı ve Rasulün bizzat yaşadığı sünnetidir.

‘Cahiliye’ malumunuz vahyin son ziya ve şifasının inzal buyrulduğu, o meş’um, istikametten sapmanın vaki, toplumsal çürüme ve bozulmanın meşhur olduğu dönemin ve bunu meydana getirip sürdüren toplumun sıfatı, tesmiyesidir.

"İdeolojik-ırkçı-sömürgeci inşa ürünü olan bilgi’nin, fikirlerin, felsefe’nin kavram ve kurumların, bir toplumun dünya görüşüne, hayat tarzına uygun olup olmadığı düşünülmeden, hazır-paketlenmiş halde ithal edilmesi, ilgili toplumların/toplumun ontolojik/epistemolojik yok oluşuna işaret eder…"

İnsanoğlu Allah’a inanıp güvendiğinde kafir toplumun yaptıkları, güç ve kuvvetleri Allah’ın yardımı ile eksilecektir. Bu Allah’ın sünneti ve inananlara vadidir. Allah’a karşı büyüklük taslayan kafirler, güçlerinin eksileceğini düşünmemişlerdir…

İslam’ın gücü önünde hiçbir tiranın, hiçbir diktatörün ve hiçbir cahiliye toplumunun durması mümkün değildir.

Cuma vaazı: Câhiliye Toplumunun Özellikleri - Hasan Çelenk - Kur'an Nesli İlim Merkezi

Yargıtay Üyesi Abdullah Yaman, 2017 yılı 10 Kasım'ı öncesi, “Zorunlu ibadete hayır” ifadeleriyle uzun bir yazı paylaşmıştı. Yaman, Anıtkabir ziyaretlerini türbeciliğe benzetmişti. Kemalist vesayetin toplumun üzerine daha koyu şekilde çökmekte olduğu bu dönemde, söz konusu yazıyı tekrar hatırlatmak istedik.

Ayeti kerimenin verdiği diğer bir mesajı düşündüğümüzde anlıyoruz ki toplumun en küçük birimi olan aile fıtrî bir kurumdur.

Cuma sohbeti: Haz ve Hız Toplumuna İslam'ın Bakışı - Kazım Şensaltık - Kur'an Yurdu

Ben tüm bunların yanında; bağımlılıkla, ‘bağımsızlık’ arasında büyük bir bağlantı olduğunu da düşünüyorum. Çünkü günümüzde kişisel bağımlılıkla birlikte toplumsal bağımlılık da söz konusu. Herkes online kullanıcı. Herkes sosyal medyada. Yani herkes bağımlı olmasa da adayı. Bağımlı bir toplumun bağımsızlığı ne kadar mümkün olabilir?

"İbrahim, o vakit babasına ve toplumuna şöyle demişti: Karşısına geçip tapınmakta olduğunuz bu heykeller nedir?" (Enbiyâ, 52. âyet)

Belki ilginç gelecektir ama Türkiye’de çok nadir gerçekleşen bir toplumsal mutabakatla yaklaşık yirmi yıldır iktidarda olan AKP sadece toplumun zinde güçleri değil, bizzat kendi (muhafazakâr) seçmen kitlesi tarafından da laikliği dışlayan değil, benimseyen kimliğinden dolayı tasvip görmüştür.

İşte bugün maalesef, kendilerini İslam’a nisbet eden toplumlar arasında yaygın dinî kültür “menkıbe kültürü”dür. İnşallah aşağıda bunu son yıllarda bütün toplumun ve hatta İslami kesimlerin dahi algısını belirleyen bir örnek üzerinden müşahhaslaştırmaya çalışacağız.

Günümüz çağdaş, Kemalist, Laik zihniyetin, toplum içinde kadına biçtiği model ise tam bir enkaz şeklindedir. Kadınla erkeği sürekli birbirine rakip gören, içi boşaltılmış EŞİTLİK kavramını kullanarak, kadınların birçoğunun feminist bir yaklaşımla erkeklere düşman olmasına sebebiyet veren hastalıklı bu kafa, toplumun inşası için olmazsa olmaz, huzur ve barış içinde yaşaması gereken erkek ve kadın karakterinin birbirleriyle çekişmesine ve birbirlerine karşı üstünlük kurmalarına sebebiyet vererek insanlığın fıtri kodlarıyla oynamıştır.

"İbrahim, o vakit babasına ve toplumuna şöyle demişti: Karşısına geçip tapınmakta olduğunuz bu heykeller nedir?" (Enbiyâ, 52. âyet)

Ayasofya dün, kılınan ilk Cuma namazıyla yeniden câmi olarak açılmış oldu. Toplumun geniş kesimlerinde büyük bir coşkuya yol açan bu gelişme karşısında, bizlerin yaşanan coşku selinin bir parçası olamadığımız bir gerçektir. Peki niçin?

Bununla birlikte bizlerin toplumun geniş kesimleriyle birlikte coşku selinin bir parçası olamadığımız da bir gerçektir. Peki niçin?

Son dakika haberleri... Danıştay 10. Dairesi, Ayasofya'nın camiden müzeye dönüştürülmesine dair 24 Kasım 1934 tarihli Bakanlar Kurulu kararını iptal etti. Danıştayın gerekçesinde, Ayasofya'nın Fatih Sultan Mehmet Han Vakfı mülkiyetinde olduğu, cami olarak toplumun hizmetine sunulduğu belirtildi.
Makaleler
Hava Durumu