RAMAZAN DENİNCE

Şükrü HÜSEYİNOĞLU


Ramazan denince sizin aklınıza ilk elde ne geliyor? Ramazanın muhayyilenizde canlandırdığı duygular, zihinsel kodlarınızda ilk elde bulduğu karşılıklar neler oluyor?

Şayet Ramazanın zihninizde ilk elde yaptığı çağrışımlar mükellef iftar sofraları, Ramazan pidesi, güllaç, “Ramazan eğlenceleri” üzerine ise sizin Ramazanınızın Kur’an’ın doğum ayı olan Ramazanla yakından uzaktan bir ilgisi yoktur demektir. Ramazanı Kur’an’ı karşılama, “Her yer Hira, her dem Kadir gecesi” bilinciyle ona yönelme ayı olarak bilip, bu yönelişle arınma, vahiyle kuşanma ve tüm bir yılı ve tüm bir ömrü vahiyle inşa ve ihya etme bilincine sahip olmayanlar, bünyesinde bin yıldan hayırlı bir geceyi barındıran bu seçkin zaman dilimini idrak edemezler. Zira Ramazanı Ramazan yapan, bin yıldan hayırlı Kadir gecesini Kadir gecesi kılan Kur’an’ın bu ayın o gecesinde inzal olunmaya başlamasından başka bir şey değildir. Bu itibarla Kur’an’sız bir Ramazan, Kur’an’ın Ramazanı değildir, olamaz.

Ramazanın gerekçesi, seçkin kılınışının hikmeti Kur’an’dır, Kur’an’ın doğum ayı oluşudur. Kur’an’ı dışarıda bıraktığınızda, Hira’nın, Kadir gecesinin anlam ve işlevini gündemleştirmediğinizde, bir Ramazan ayının Kadir gecesinde, Hira’da insanlığa yağmaya başlayan vahyin yeniden bir de sizin üzerinize yağması için talepkar olmadığınızda Ramazanı anlayamamış, Ramazana adım atmamışsınız demektir. Bu takdirde sizin beklediğiniz, gelişiyle heyecanlandığınız Ramazan, Kur’an’ın Ramazanı değil, ne yazık ki bir ziyafet ve festival ayına dönüştürülen, Kur’an’la bağı koparılmış ve dolayısıyla anlamı, değeri ortadan kaldırılmış bir Ramazandır. Kur’an’ın bir kez daha, bir kez daha inzal olmadığı, gecesiyle gündüzüyle Kur’an mesajlarının yankılanmadığı Ramazanların Kur’an’ın Ramazanıyla ilgisi yoktur. 

Rabbimiz şöyle buyuruyor:     

“Ramazan ayı, içinde insanlara doğru yolu gösteren, doğru ile yanlışı birbirinden ayırıp açıklayan, bir rehber olmak üzere Kur’an’ın indirildiği aydır. Sizden kim o aya erişirse oruç tutsun. Hasta olan veya seferde bulunan, tutamadığı günler sayısınca başka günlerde tutsun. Allah, sizin için kolaylık ister, zorluk istemez. Sayıyı tamamlamanızı ve size doğru yolu gösterdiğinden dolayı Allah’ı tekbir etmenizi ister. Umulur ki şükredersiniz.”  (Bakara 2/185)

Kıymetini, Kur’an’ın inzal olunmaya başladığı zaman dilimi olma özelliğinden alan Ramazan denince çoğu kimsenin aklına bu aya anlam veren Kur’an değil de iftar sofraları, pideler, güllaçlar geliyorsa burada büyük bir anlam kaymasının varlığı söz konusudur. Bu muhayyilenin, bu yanlış çağrışımların ortadan kalkması ve doğru olanın, yani Ramazanın Kur’an’la anılması ve Kur’an ayı olarak ihya edilmesi için çaba göstermemiz gerekir. Düzenledikleri eğlence ve alışveriş panayırlarıyla Ramazanın anlamından saptırılıp festivale dönüştürülmesine hizmet eden kurumlara tepkilerimizi ulaştırmalıyız. Ramazanı Kur’an’dan çalmaya çalışanlara, Kur’an’ın doğduğu ayı Kur’an ayı olmaktan çıkarıp eğlence ve panayır ayı haline getirmeye çalışan palyaçolara tepkisiz kalmamalıyız.

Ramazanı Ramazan yapanın, ona anlam veren ve değer katanın, onu seçkin kılanın Kur’an mesajlarının insanlığa bu ay içerisinde yağmaya başlaması olduğunu insanlara bıkmadan usanmadan anlatmalıyız. Ta ki Ramazan denince akıllara iftar sofraları, pideler, güllaçlar üşüşmesin… Kur’an’ın doğum ayı; Kur’an’la anılsın, Kur’an’la anlaşılsın ve Kur’an’la ilgili etkinliklerin yoğunlaştığı bir ay olarak ihya edilir olsun.

Yazıya Mustafa İslamoğlu’nun anlamlı bir sorusuyla son vermek istiyorum: Kur'an ayı geliyor, peki Kur'an da geliyor mu?

 

YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Diğer Yazıları

Makaleler

Hava Durumu


VAN