FİLİSTİN ÜZERİNDEN BİR OKUMA

Kazım ŞENSALTIK

10-10-2023 18:26


Müslümanlar olarak bu günden dönüp tarihe baktığımızda şunu ifade etmemiz gerekir ki ya tarih okuması yapamıyoruz veya okuyoruz fakat ders çıkaramıyoruz. Tarih, ders çıkarmak ve yarınları inşâ etmek için okunur. Geçmiş, bizler için tecrübe ve hafızadır. Eğer bugün yarınları öngörebiliyorsak, dünden edindiğimiz tecrübeler sebebiyledir. Bir yazarın güzel bir tespitini burada aktarayım: “Tarih bizler için değerli ve gereklidir lakin eğer tarih okurken tarihte yapılmış, uygulanmış bir modeli aynı şekliyle alıp bulunduğumuz çağa bire bir kopyalarsak, şunu yapmış oluruz: Tarihin ve geleceğin hakkını yemiş, gelecek nesilleri tahrip etmiş oluruz” diyordu. Filistinli Müslümanların imtihanı, geçmiş nesilleri ve tarihi iyi okuyamadıkları için bugün karşılarında İsrail var. Eğer birinci dünya savaşında ve sonrasında Müslümanlar geçmiş tarihleri iyi okuyabilselerdi bugün bu fitne olmayacaktı diye biliriz. Eğer Müslümanlar, Kur’an’ı gerçekten okuyup anlasaydı emin olun bugün Filistin coğrafyasında İsrail olmazdı. Bırakın Kur’an’ı geçmiş tarihi iyi okuyabilselerdi yine bugün bu coğrafyada İsrail olmazdı.

Bugün Filistin de yaşananlar geleceğimize ışık tutuyor, tâbi okuyabiliyorsak. Şunu iddialı olarak söylüyorum: Eğer Müslümanlar Filistin konusunda gerçekten dertlenip geçmişi okuyup geleceği inşâ ediyor olsa idiler, bugün karşımızda duran sorun emin olun olmayacaktı. Müslümanlar olarak yaklaşık 80-90 yıldır hiçbir şey yapmamışız; oturduğumuz yerden hamaset ve edebiyat yapmak dışında. Sorun İsrail’de değil, sorun bizde. Biz şapkayı önümüze koyup öz eleştiri yapmak ve nasuh bir tövbe yapmalıyız.

Size birkaç örnek yazayım: Allah (c.c.) kitab-ı kerîminde bize bunları zaten haber vermektedir. “Ey Müslümanlar! Ey Allah’ın vahyine tâbi olanlar! Yeryüzünü siz imar ve inşâ edeceksiniz” buyuruyor. Allah bunu peygamberler eliyle yapmadı mı diyeceğiz? Hz. Peygamber Mekke’de 40’lı yaşlara kadar yaşadı ve o toplumun bir ferdi idi. Amma onlar gibi hiçbir zaman olmadı. Sürekli düşünüyor, yanlışlara isyan ediyor, toplumu ve çevreyi okuyor, “nasıl düzeltirim” diye yanıp tutuşuyordu desek yanlış söylemiş olmayız. İşte o toplumun emin kişisi, yol ararken Allah kendisine yol gösteriyor ve vahiy indiriyor. Sonra bütün coğrafyanın kaderi nasıl değişiyor, övünerek anlatıyoruz. Cahiliyeden, zülüm den, “asr-ı saadet” dediğimiz toplumu inşa ediyor. Hem de birkaç yıllık bir sürede, doğru mu? Evet, doğru! Öyleyse, demek ki mümkün! Eğer biz kitabı doğru okur isek. Eğer biz Müslümanlar olarak Peygamber’in misyonunu üslenmiş olsaydık, insanlık bize koşar, bizde hayat bulurdu. Eğer bugün insanlık bizden kaçıyorsa şunu bilelim ki biz, hem Peygamber’in misyonuna hem de Allah’ın mesajına ihanet etmiş oluruz! Eğer kitaba uysaydık, tıpkı Hz. Peygamber’de olduğu gibi insanlık bize koşar, bizde hayat bulurdu. Eğer iş tersinden işliyorsa vay halimize demektir.

Eğer biz Müslümanlar slogan atarak edebiyat yapmak yerine gerçekten kitabı okusaydık, bugün Filistin meselesi olmazdı. Size kendi toplumumuzdan bir örnek yazayım: Bir parti 20 yılda toplumu nasıl dönüştürdü bunu yaşayarak görüyoruz. 80-90 yılda tüm dünya Müslümanları bir avuç İsrail’i ne yapardı bir düşünün. Nerden tutarsanız tutun elinizde kalıyor. Bu kadar yarınları öngöremeyen, bu kadar ferasetsiz ve basiretsiz davranışın sonucu önümüzde duruyor. İlginçtir hâlâ aynı şeyleri yapmaya devam ediyoruz. Size çok basit birkaç örnek yazayım: Eğer Müslümanların 1940’larda, o günden bugünü inşâ edecek öngörüleri olsaydı, şunları yapmış olmaları gerekirdi. Düşünün dünyanın her yerinde yayılmış adil, dürüst, ilkeli yayınlar yapan haber kanalları kurmuş olaydılar, yine aynı çapta sosyal ağlar oluştursaydılar, bugün medya gücünü ellerinde tutuyor olsaydılar sizce İsrail olur muydu? Müslümanlar paralarını kaynaklarını bu alanlarda kullansaydılar bugün nasıl bir dünya olurdu?  ABD’de medya Müslümanların kontrolünde olsaydı sizce savaş gemileri kim için geliyor olurdu. Bu güçlerin bir seçim kazanmak için kimin yanında kimin propagandasını üslenirdiler?

Allah biz Müslümanlara Filistin üzerinden dersler veriyor ama biz lisedeki haylaz öğrenci modundayız, dersi nasıl kaynatırız, nasıl kopya çekip de sınavı geçeriz derdindeyiz. Allah bizlere Bosna’da ders verdi gereği gibi anlamadık, Çeçenistan’da ders verdi ne yazık ki onu da anlamadık, Keşmir’de ders verdi onu da anlamadık ve hâlâ anmamakta ayak diretiyoruz. Biz gücümüzü yanlış yerlerde kullanmaya, yanlış işler yaparak doğru sonuçlar bekliyoruz. Size ilginç bir benzetme yapayım: İsrailoğulları gibi hareket ediyor, Muhammedî bir kazanım bekliyoruz. Müslümanlar kendi ulus devlet çıkarlarını aşamadılar. Buralarda yaşayan Müslümanlarda bu devletlerin bir benzeri oldular. Bu toplumlarda yaşayan Müslümanlar, kendi cemaatlerini ve cemaat çıkarlarını aşamadılar. Ümmeti kendi ülkesi olarak tarif eden ulus devlet aklı, cemaatlere ümmeti kendi cemaati olarak tanımlatmaya başladı. Yeni kavramlar oluşmaya başladı; ulus devlet ümmeti ve ulus cemaat ümmeti, farkında mısınız, hicret ediyoruz. Müslüman ümmeti olmaktan ulus ümmetine, ulus ümmeti olmaktan cemaat ümmetine doğru bir hicret yaşıyor, Müslümanlar. Hicreti anlatanlar buraları neden görmüyor akıl alır gibi değil.

Büyük resmi okuyamayan Müslümanlar resimdeki küçük karelere takılıyor kalıyor. Rahmetli Ahmed Kalkan hocamız şu cümleyi kurardı “Müslümanlar toplanıp tükürse İsrail’i sel alır götürür” bu kadar sayımız fazla ve kalabalığız. Bu tabirimi hoş görün; biz Müslümanların durumu, koyun sürüsüne benziyor. İsrail çobanı önünde binlerce, hatta milyarlarca koyun gibiyiz, maalesef. Durumuzu daha iyi anlatmak için bu cümleyi yazmak durumunda kaldım. Şahsen şu düşüncedeyim; Filistinli halk dünya Müslümanlarından yiyecek, para, tıbbi yardım, insanî yardım beklemiyor, çok daha nitelikli yardım bekliyor. Haklı davalarını dünya kamuoyuna duyurmalarını bekliyorlar. “Siz bizi, dünyaya doğru anlatın, dünya insanlarına İsrail’in zulmünü ulaştırın, bu konuda kamuoyu oluşturun biz gerisini başarırız.” Şahsen Müslümanlar bunları şimdiye kadar yapsaydı Filistinli Müslanlar çoktan zafer elde ederlerdi. Eğer etkili bir şekilde dünya halkları üzerinde kamuoyu oluşturabilseydik emin olun bu züllümler, ölümler kesinlikle olmazdı. Belki de bugün şunu konuşuyordu dünya kamuoyu; Filistin’e baskı yapın, İsraillilere baskıları azaltsın konusunu konuşuluyor olurlardı. İnşaAllah Müslümanlar doğru işler yaparak bir gün bu söylediğim olacaktır amma önce biz Müslümanların doğru işler yapması gerekmektedir.

Müslümanlar artık şunları terk etmeliler: Oturduğu yerden kınamayı, yattığı yerden dua göndermeyi değil fiili dua etmeliler. Toplanıp protestolar yapıp kendini rahatlatmayı, oturduğu yerden edebiyat yapmayı, artık bırakmalılar. Şunu unutmayalım; bunları yapanlar kendilerini hesaptan kurtaracağını sananlar yanıldığını anladığında çok geç kalınmış olacak. Bunları yaptığında görevini yerine getirdiğini düşünenlere Kur’an’ın anlattığı şu kıssayı tavsiye ediyorum okusunlar; “Ama onlar yine “Ey Musa!” dediler. “Ötekiler orada oldukça, biz o topraklara asla girmeyeceğiz. Şu halde sen ve Rabbin gidin, birlikte savaşın, biz burada oturup kalacağız.” (Maide 24) Yukarıda ifade ettiğimiz gibi hareket edenler bu ayetin muhatabı olmazlar mı oturup düşünmek gerekiyor. Unutmayın bu ayetler bu kitabın muhataplarına inmiştir ve bundan hesaba çekileceğiz. O halde yapılması gerekenleri yapmaya başlamalı Müslümanlar, bu çağın gerektirdiklerini yapmalılar. Dünya halklarına hakkı ve hakikati ulaştırmalılar. Bunun için gerekli tüm mecraları oluşturmalılar. Artık şunu anlamak zorundayız. Sesi gür çıkanın sayısının önemi yok, önemli olan dünyaya sesini mesajını ulaştırman. İşte o zaman Allah’ın yardımı gelip sizi kuşatacak. Filistin’i doğru okumak istiyorsak buradan yola çıkarak eksiklerimizi, yanlışlarımızı tespit edip düzeltme yoluna gitmek zorundayız. Allah Filistin üzerinden tüm Müslümanlara mesaj veriyor; “eğer gereğini yapmaz iseniz yarın sizi bu akıbet bekliyor olacak diyor”, bu dünyada ve birde bunun ahireti var.

Sözün özü eğer bugün başlamaz isek, yarın aynı akıbet bizleri bekliyor. Yarın aynı akıbete uğramamak için bugünden doğru okumaları yapıp yarınları doğru inşâ etmeye başlamak şarttır.

Hani hepimiz slogan olarak söylüyoruz bir çırpıda; “Mülk Allah’ın’dır” deyiveriyoruz. Eğer Müslümanlar olarak gerçekten böyle düşünüyorsak ve buna iman etmiş isek, şunu yapmış olmamız gerekmez miydi? Dünyadaki Müslüman ülkeler bir araya gelmeli ve Filistin ile anlaşsaydılar. Her ülke Filistin’de bir mahalle veya kasaba kursaydı. Bu kurulan yerlere kendi vatandaşlarını yelleştirseydi, sizce nasıl bir manzara olurdu. Örneğin kimi ülke sanayi siteleri, kimi ülke enerji, kimi ülke sağlık sektörü yani hastaneler, kimi ülke turizm alanında faaliyet gösterseydi sizce nasıl olurdu? Müslümanlar tatil yapmayı seviyor, bu toplumda. Örneğin Gazze sahiliyle çok meşhur bir yer, bizim ülke anlaşmayla burayı kiralasaydı ve Müslümanlara yazlık kışlık fark etmez burada tatil yapmalarını sağlasaydı sizce ne olurdu. Bunları şundan yazdım; hani Müslümanlar tek bir ümmet olduğunu iddia ediyorlar ya, buda ispatı olurdu. Madem tek bir ümmetiz, o zaman bunları yapmak çok daha kolay ve mümkün demektir.

Yapmamız gereken Kur’an’ın biz muhataplarından yani Müslümanlardan istediği yurdu inşa etmek olmalı. Tüm dünya Müslümanları aynı kitaba, aynı vahye muhataplar ve hepsi de aynı amaca hizmet ediyor olmalılar. Allah’ın kendilerinden istediği Peygamber’in örnekliğiyle oluşturduğu yurdu inşa etmek. Allah’ın mülkünde Allah’ın istediği yurdu oluşturmak… Tüm dünya Müslümanları aynı yurdun vatandaşları olunca, bir hayal edin nasıl muazzam bir düzen oluşur.

Bunları şunun için yazdım artık edebiyat değil yapılması gerekenleri yapmak zamanı çoktan gelmiştir. Bunu Filistin’de yapamayanlar diğer coğrafyalarda yapmalılar. Yarın aynı akıbeti yaşamamak için.

YORUMLAR
  • Coşkun Uzun   15-10-2023 09:04

    Selamun aleyküm Kaleminize, yüreğinize sağlık üstadım. Bu yapılması gerekenler ve keşkeler için sanırım müslümanların acilen sorumluklarını yerine getirmeleri şart. Çünkü sorumluluğunun farkında olmayan, istikametini bilmeyen, yolu tanımayan insanlar bu kulluk yolculuğunu başaramazlar. Bütün bunlar içinse islâm düşüncesi, farkındalık, irade terbiyesi, tarih bilinci, siyaset felsefesi, bilinç inşaası, mücadele azmi, kardeşlik ahlâkı, eleştirel düşünce, tevhide/ümmete/vahdete hizmet gibi hasletleri kuşanmak gerekmektedir. Umut etmek ve umudu hak etmek için çalışmak gerek. Bizler yaşadığı zamana tanıklık edemeyen acizleriz... Tarihe tanıklık etmekle, hayatın öznesi olmakla görevliydik oysa. Kendimizle birlikte İslamı da nesneleştirdik her geçen gün. Evrenselliği kuşanamadığımız, İslamiliği kavrayamadığımız içindir ki küresel köyde kayboluyor, varlık mücadelesine katılamıyoruz. Dinin, hakikatin, kültürün inşasına omuz veremiyor... Kültürün dinleşmesine, hakikatin gölgelenip perdelenmesine vesile oluyoruz yaşayışımızla... Tepkisel, günübirlik, lokal, yerel konu ve gündemlere ömrümüzü heba ediyoruz... Vesselâm

  • Muradi   15-10-2023 01:30

    Ne yazık ki dile getirilen çözüm önerileri gerçeklikten oldukça uzak duruyor. 'Bütün Müslümanlar tükürse İsrail'i sel alır' gibi basitlik kokan ve işi kolay zannettiren fikir kırıntıları da başka bir vahamet unsurudur. 'Müslüman ülkeler' denilen ülkelerin çoğunun yöneticileri ve halklarının önemli bir kısmı Batı bağımlısı olduğu halde bu tür öneriler getirmenin hiçbir faydası olmayacaktır!

Diğer Yazıları

Makaleler

Hava Durumu


VAN