GELİN BU RAMAZAN KUR’AN’I OKUMAYALIM!

Kazım ŞENSALTIK

26-02-2025 14:36


Yeniden Kur’an’ın insanlığa indiği mübarek bir aya kavuşuyoruz. Yine ramazan çaldı kapımızı. Geceleri uykumuzdan uyandırıp sahura çağıracak. İnsanlarımızın manevi duygularının kıpraştığı bir atmosfere bürüyecek. Sahurlar, iftarlar, dualar, ibadetler, teravihlere, çağırıyor toplumu, rablerinin mesajına yönlendiriyor.

Bizim toplumda her ramazan hatimler okunur, hatim yapma yarışları yapılır. Bizim toplumda ramazanlarda Kur’an’ı en güzel kıraat ile okuma yarışmaları yapılır. Yine ramazan TV ekranlarında kelli-felli hocalar, akademisyenler belirmeye başlar. Hepsi ramazanın bereketini anlata anlata bitiremezler; çünkü oruç tutuyorlar kurtuluş bekliyorlar. Bu TV ekranlarını dolduran hocalara bakın topluma anlattıklarının neredeyse hiç birini yapmıyorlar. Fakirliği öve öve bitiremezler amma kendileri varlık içinde yüzerler. Elde ettikleri bu varlıkları, paylaşma ve bereket ayı dedikleri ramazanda bile paylaşmazlar garip gurabayla.

Gelin toplum olarak bu ramazanda Kur’an okumayalım, bugüne kadar okuyup öğrendiklerimizi yaşayalım. Herkes Kur’an’dan öğrendiği kadarını hayatında yaşasın, kimimiz üç beş ayet, kimimiz üç beş sayfa, kimimiz hatim edip ezberlediğimiz kadarını pratiğe döküp yaşayalım. Bu yıl ramazan farklı olsun. Gelenekten sıyrılıp yepyeni bir gelenek oluşturalım. Allah’ın kitabından bildiğimizi hayatımıza aktarıp yaşam biçimi yapalım. Neleri biliyorsak, ne kadar infak etmemiz gerektiğini o kadar infak edelim, ibadet etmeyi öğrendiysek onu yapalım, ahlak öğrendiysek onu yaşayalım. Her fert kendi bildiğini hayatına aktarsın, pratikte yaşasın bakalım neler değişiyor, kendimizde ve çevremizde.

Yazının başlığını okuyanların “bu adam delirmiş galiba” dediğini duyar gibi oluyorum. Gelin ne demek istediğimi biraz açalım. Yazıyı anlayabilmek için, önce bir Mekke yolculuğu yapalım. 1440 yıl önce Mekke toplumu ateş çukuruna doğru yol alıyordu. Kendilerini yoktan var eden Allah’a ortaklar oluşturmuş, şirk koşuyorlardı. O toplumun içinde Abdullah’ın yetim oğlu Muhammed yaşıyordu. Bu yetim çocuk öyle üstün bir ahlaka sahip idi ki; onun adını duyan ona emin kişi diyordu. Hatta Mekke’nin önde gelenleri onunla iftihar ediyorlardı. Böyle üstün ahlaka sahip kişinin kendi kavimlerinden olduğu için övünüyorlardı. O ateş çukuruna giden toplumun kendisine el-emin künyesi verdikleri yetim Muhammed. O, öyle bir ahlaka sahip idi ki; düşmanları bile değerli emanetlerini ona teslim ederlerdi. Hatta bir gün onlara, size şu dağın arkasından bir ordu geliyor, sizi yok etmek istiyor desem bana inanır mısınız diyecek, onlar hiç tereddüt etmeden evet inanırız çünkü biz senin yalan söylediğine hiç şahit olmadık diyeceklerdi. Peki, dostlar ortada kitap yok, vahiy yok, bu yetim nereden bu güzel ahlakı kuşandı. Allah bu güzel ahlakın sahibini mesajını insanlığa ulaştırma görevi verecektir, yani bu üstün ahlakı taltif edecek, bir anlamda ödüllendirecektir. Unutmayın o Kur’an okumamıştı, hatim yapmamıştı, hele kıraat nedir hiç duymamıştı. Buraya kadar anlaşılmıştır kanaatindeyim.

Bugün bu topluma din anlatmaya ihtiyaç yok, toplum istediği bilgiyi rahatlıkla alabiliyor. İnternet portalları, yapay zekâ zaten bilgiyi veriyor topluma, tek eksik var o da bu bilgilerin pratik hayatta yaşanması. İşte bugün tek ihtiyacın bu bilgileri ete kemiğe büründüren el-emin vasfını üzerinde taşıyacak olan kişiler olduğunu düşünüyorum. İşte tamda bu yüzden gelin vahyin istediği emin kişilikleri modelleyelim, topluma güzel örneklikler sunalım. Toplumu dönüştürmek istiyorsak el-eminleri inşa etmek zorundayız. “Şu dağın arkasında hazırlanan düşman size saldıracak dediğinde” hiç tereddüt etmeden, “sen söylüyorsan doğrudur çünkü biz senin emin, güvenilir olduğunu biliyoruz” dedirtecek kişilikler inşa etmeye odaklanalım. İşte bu yüzden bu ramazanda Kur’an okumayalım bildiklerimizle toplum içinde yaşayalım.

Şimdi gelelim bu ramazanda Kur’an okumayalım meselesine, bu ramazanda her fert Kur’an’dan okuyup öğrendiğini yaşamaya çalışsın, sadece bir ay bunu yapsın ve bildiği kadarını yapsın. Örneğin: Okuduğu Kur’an’dan kul hakkını öğrenmiş ise, bunu yaşamına aktarsın, kimlerin hakkını yemiş ise onları bulup haklarını iade edip helallik alsın. Her fert kendi bildiğini hayatına aktarsın ve gereğini yerine getirsin.

Müslümanların birbirleriyle olan ilişkilerinde, mezheplerin mensuplarının birbirlerine karşı durumlarında, farklı gruplara mensup olan Müslümanların birbirleriyle ilişkilerinde Kur’an’ın belirlediği ahlakî durumları kuşanıp kuşanmadığımızı gözden geçirelim. Fikrini, zikrini beğenmediğimiz Müslümanlara karşı yüreğimizde taşıdığımız olumsuz duyguların Kur’an’da karşılığının ne olduğunu sorgulayalım. Tüm insanları bizim fikirlerimizi beğenmek zorunda gördüğümüz için bizim gibi düşünmeyenlere karşı geliştirdiğimiz dışlayıcı tavırlarımızın ne kadar islâmî olup olmadığını yeniden gözden geçirelim. Problem yaşadığımız kardeşlerimize karşı Kur’an’ın bizden istediği şekilde af yolunu tutarak yüreklerimizi onlara açıp açamadığımızı ilahî vahyin süzgecinde geçirelim ve durumuzu Kur’an’ın belirlediği bu ölçüler üzerinden yeniden sorgulayalım. Kur’an’ın ölçülerini belirlediği “Müslümanlar arasındaki ilişkilerle” ilgili kurallara ne kadar uyup uymadığımızın muhasebesini yapalım. Varsa buralarda eksikliklerimiz öncelikle buraları tamir ederek bu ramazanı değerlendirelim. Kur’an’ı kendimize referans aldığımızı yönündeki iddialarımızı öncelikler bu konulardaki Kur’an dışı yaklaşımlarımızdan arınarak ispat etmekle işe başlayalım. Biz duyarlı Müslümanlar olarak, Kur’an’ın bizden istediği -özellikle de birbirilerimizle ilişkilerimizdeki- zaaflarımızı ortadan kaldırmadan halktan, Kur’an’a göre bir hayat yaşamasını istemek ve beklemek yanlışlığının içine düşmeyelim. Bunları yazmamın sebebi iğneyi öncelikle kendimize batıralım sonra çuvaldızı başkalarına batırmamız gerektiği gerçeğinden dolayıdır.

Bu toplumun yöneticileri: aileden, mahalleye, mahalleden ilçeye, ilçeden ile ilden devlete kadar yöneticilik yapanlarımız. Bu ramazanda Kur’an okumasınlar hatimler yapmasınlar, yönetimi altında kimlerin haklarını hukuklarını ihlal etmişlerse onları ihya etmeye başlasınlar. Belediye yöneticileri kendi yönetimi altındaki kaç garibanın ihtiyacını hakkını görmezden gelmiş, kimlerin haklarını çiğnemiş, hangi garibanı yok saymış, hangi zengine kol kanat gelip garibanın sırtına binmiş bunların muhasebesini yapsın ve Allah’ın istediği gibi buraları yeniden düzenlemeye başlasın. İşte gerçekten Kur’an okumuş ve Allah’ı razı etmenin yolunu bulmuş olacağız. Aynı şeyleri illeri yönetenler yapsalar, aynı şeyleri ülkeyi yönetenler yapsalar sizce toplum nasıl olurdu? Bu oluşan topluma Allah rahmetiyle karşılık vermez miydi? Aile reisinin ahlakı bozuk, Allah’ın kitabını okuyor, amma hayatında Allah’ın kitabından hiçbir şey yok, çocuklarının Salih evlatlar olmasını bekliyor. İlçesinden iline, ilinden devletine, her kademedeki yönetici Allah’ın kitabını hatim ediyor, hayatlarında Allah’ın kitabından bir paye yok, cennetin sahipleri olduğunu söylüyorlar.

Bir düşünün her fert bu ramazanda Allah’ın kitabından öğrendiğini yaşıyor olsa, sizce toplum nasıl olurdu? Ev sahipleri kiracılarına nasıl davranırdı yâda Allah nasıl davranmaları gerektiğini söylüyor? Yöneticiler yönetimi altındakilere nasıl davranırdı, yâda okudukları Kur’an da Allah nasıl davranmalarını istiyor? Dostlar bugün bizim elimizde Kur’an gibi muazzam bir kitap var, eğer biz ona gerçekten değer veriyorsak onun indiği bu ayda onu iyi anlamalıyız. Yoksa koşarak ateşe gideriz ki toplum aynen böyle olmuş. Hz. Peygamberi düşünün Hira mağarasına çekilmiş kendisiyle baş başa, bir ses geliyor “oku” diyor. “Ben okuma bilmem” diyordu bu emin kişi. Yalan söylemiyordu, oku diyenin neyi okuması ve nasıl okuması gerektiğini bilmiyordu. Kitap yok, tefsir yok, fikir kitabı yok, doğru dürüst yazılmış bir şey yok. İlk emir oku! Bu emin kişi neyi okuyacak yâda nasıl okuyacak. Ben okuma bilmem cevabının arkasından, sen okumayı biliyorsun amma yanlış okuyorsun der gibi. “Yaratan rabbin adıyla oku” diyecekti Cebrail (a.s.) “Ey emin kişi! Sen çevreyi, hayatı, toplumu iyi okuyorsun, amma yanlış yerden okuyorsun; bildiklerini, gördüklerini, birde rabbin adıyla oku” diyordu.

Allah Azze ve Celle. Mekke toplumunda, daha kitabın 3-5 suresi inmiş bu inen ayetleri okuyanların nasıl değiştiklerini anlatıyor siyer tarihi. Çünkü onlar hatimler okumadılar, öğrendiklerini toplumda yaşam biçimi yaptılar. Onların yaşam biçimleri bir toplum oluşturdu, Allah o toplumdan razı oldu o toplumda Allah’tan razı oldular. Dostlar Allah’ın kitabını okuyun, Allah o kitapta karşınıza bir toplum modeli sunuyor, bu din bireylerin gönüllerine hapsedilecek bir din değil. Çünkü bu dinin örneği, modelleyicisi bir toplum inşa etti. Allah bu dinin müntesiplerinden bir toplum inşa etmelerini istiyor. Bugün her insan kendi fikrinin, her cemaat kendi düşünce yapısının ve anlayışını, her yapı kendisinin iktidar olmasını istiyor ve hedefinde bu var, buda gayet normaldir. Soru şu; Ya Allah’ın (fikrinin) iktidar olmasını isteyen var mı? İnsanları yoktan var eden onlara bu kadar nimetler sunan kullar, kendilerinin iktidar olmasını hedefliyor da Allah kendi mesajının (fikrinin) iktidar olmasını istemez mi?

Bütün bu söylediklerimizin amacı şuydu: Gelin bu ramazanda Kur’an’ı ezber yapmak için, hatim yapmak için okumayalım, onun emirlerini bizden istediklerini öğrendiğimiz kadarıyla yaşayalım. Okumak öğrenmek içindir, eğer okuduğumuzu anlamıyorsak neden okuyoruz, bugüne kadar okuduklarımızdan öğrendiklerimizi bir ay boyunca uygulayalım hayatımıza. Allah bizden bunu istiyor “Şüphesiz iman edip Salih ameller işleyenler için altlarından ırmaklar akan cennetler vardır. İşte büyük kurtuluş budur.” (Burûc Suresi 11.) Allah bizden iman etikten sonra öğrendiklerimizi hayatımızda amellere dökmemizi istiyor. Hatim için okuduğumuz kitap bizden amel etmemizi istiyor, biz ise sevap kazanmak için okuyoruz.

Dostlar Kur’an, iman edenlerden kendi hükümlerinin ve Allah’ın istediklerinin uygulandığı bir yurt istiyor, Müslümanlardan. Allah’ın kitabının uygulandığı yurdu inşa etmemizi istiyor, biz iman sahiplerinden. Bu toplum, bunun farkında bile değil. Allah, mesajını okuyan, okuduğunu hayatına aktaran kullarından eylesin bizleri! Allah’ın (fikrinin) mesajının iktidar olduğu yurtta buluşma duasıyla.

YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Diğer Yazıları

Makaleler

Hava Durumu


VAN